Cinque Terre Gezi Notları

Cinque Terre Gezi Notları
Bir kartpostal karesi gibi gelir bana her Cinque Terre fotoğrafı. O kartpostalın içine girmek isterim her gördüğümde, renkli evlerin arasında gezip denize şöööyle bir bakmak isterim. Hem fotoğraf da çekilirim o evlerle, kim bilir…

Kartpostalın içine girme fikri ile uzun zamandır gitmeyi hayal ettiğim İtalya’nın Cinque Terre bölgesi, 2016 yılının ilk yurt dışı seyahati olarak anılarımız arasındaki yerini aldı.

Ve, kartpostala girmişim!

İtalya’ya 2011’de birkaç kez gitmiştik ve çok bilindik yerlerini keşfetmiştik aslında. Her köşesi bir turist mıknatısı olan İtalya’nın daha az bilindik yerlerine sıra geldi. Ligurya bölgesindeki 5 balıkçı köyünden oluşan Cinque Terre planımız Ekin doğmadan önce “rehavete kapılmamanın garantisi” olarak yapıldı, uçak biletleri alındı.

Çocuğun huyunu suyunu bilmeden, anneliğin kolay mı zor mu olduğunu anlamadan bir cesaret aldığımız uçak biletleri neyse ki bizi pişman etmedi. Belki de daha doğmadan bebeğime güvenerek evrene olumlu bir mesaj gönderdim ve evrenden ödülümü aldım. Gezinin tarihi geldiğinde sağlıkla yola çıktık ve uyumlu bebeğimiz sayesinde sorunsuz bir seyahat geçirdik. Bebekli seyahat izlenimlerim yazının sonunda…

Cinque Terre Hakkında Genel Bilgiler

Öncelikle Cinque Terre‘nin tek bir yer olmadığını, 5 köyden oluşan bir bölge olduğunu belirtmek isterim. İtalya’nın Ligurya bölgesinde, La Spezia limanına yakın bu köyler deniz kenarında, dağların eteğinde konuçlanmış.

Kelime olarak da “cinque” İtalyanca’da “beş”, “terre” ise “toprak” anlamına geliyor.

5 köyü kuzeyden güneye saymak gerekirse: Monterosso al Mare, Vernazza, Corniglia, Manarola ve Riomaggiore.

Buraya bir seyahat planlıyorsanız tren veya otellerle ilgili aramalarınızı köylerin adını kullanarak da yapabilirsiniz.

Haritadaki yerine bakacak olursak…

Cinque Terre’nin İtalya’daki yeri

Bölge Milli Park olarak korunuyor. O kadar çok turist geliyor ki, yaz aylarında mahşer yeri gibi oluyormuş. Bu kalabalığın bölgenin dokusuna zarar vereceği düşünüldüğünden 2016’dan itibaren turist sayısını 1.5 milyon ile sınırlandırmaya karar vermiş İtalyan hükümeti.

Biz 19 mayısta gittik, herhangi bir denetim veya kısıtlama yoktu. National Geographic’in sitesinde yazdığı üzere haziran – ağustos arası esas kısıtlama gerçekleşecekmiş. O yüzden siz gitmeden bu siteye bir bakın, ne olur ne olmaz.

“Bu kadar insan neden buraya geliyor? Ne var bu Cinque Terre’de?” derseniz, bence en cazip yönü mimari ve estetik. Renkli renkli eski evler dağın bir yanında, diğer yanında yemyeşil üzüm bağları ve deniz. İtalya’nın geçmişine sahip çıkmadaki başarısına hayran olmamak elde değil.

Pembe ve sarı tonlarda boyanmış evlerin panjurları hep yeşil

Ve çamaşırlar hep dışarıda asılı

Böyle bir dağ manzarasına havuzlu siteler yakışmaz mıydı? Yakışırdı ama yapmamış adamlar.

Doğa olabildiğince korunmuş, tarıma yönelmişler ve tarımsal ürünlerini övünerek satıyorlar. Limon, zeytin, üzüm ürünleri her yerde.

Köylerin arasında birbirinden manzaralı trekking yolları var, yürüyüş sporunu sevenler de geliyor buraya. Üstelik köylerden denize de giriliyor. Normalde köylerin hepsini gezmek için 1 gün yeterli, ama trekking ve yüzme de programa katılırsa daha uzun bir tatil planlamak mümkün.

Zamanınız genişse 6. köy olarak da bilinen Porto Venere de plana eklenebilir. Biraz daha güneye inerseniz Pisa’ya ulaşıyorsunuz zaten. Kuzeyde ise Ligurya bölgesindeki sevimli sahil kasabalarından Rapallo, Santa Margharita, Portofino ve Comogli gezilebilir, Cenova’ya kadar uzanabilirsiniz.

Ziyaret için mayıs sonu veya haziran başı en ideal gibi görünüyor. Eylül de olabilir. Yazın çok kalabalık olacağından, kışın da soğuk olacağından tercih etmeyebilirsiniz.

Cinque Terre’ye Ulaşım

Bölge, Cenova’ya 1.5 saat, Milano’ya 2,5 – 3 saat, Pisa’ya 1 saat 10 dakika uzaklıkta.

Türk Hava Yolları’nın Cenova uçağı ile gelip Ligurya bölgesinde 3-4 günlük bir tatil programı yapılabilir.

Biz daha ucuz olduğu için Pegasus ile Milano’ya uçmayı tercih ettik.

Cinque Terre’ye İtalya’nın herhangi bir yerinden en ideal ulaşım tren ile sağlanıyor. Tren biletleri ve saatleri için İtalya’nın TCDD’si Trenitalia sitesine bakabilirsiniz. Bölgeye en yakın ana merkez olan La Spezia istasyonuna ulaşıp orada Cinque Terre kart alıp yolunuza devam edebilirsiniz.

Bu tatilde annem ve babam da bizimle olduğu için ve bebekli olduğumuz için araba kiralamayı tercih ettik. Milano Bergamo Havaalanı’ndan araba kiraladık. carrentals.com adresinden 3 günlük araba kirasına 84 euro ödedik. Arabamız Renault Captur idi.

Bu gezideki ekibimiz

Köyler dağ eteklerinde olduğu için araba ile ulaşım çok rahat değil, epey virajlı yollar katetmeniz gerekiyor. Bir de köylerin içine araba ile girilmiyor, otoparklar tepelerde. Her seferinde arabayı otoparka bırakıp (yer bulabilirseniz) deniz kenarına yokuş aşağı inmeniz, sonra tekrar arabaya geri yürümeniz gerekiyor. O yüzden Cinque Terre’ye belli bir noktaya kadar arabayla gelseniz dahi arabanızı uygun bir yerde bırakıp köyler arasını trenle katetmeniz en mantıklısı olacaktır. Çünkü tren yolu deniz kenarından gidiyor ve istasyonlar köylerin turistik yerlerinde.

Köylerde konaklamayacaksanız arabayı Levanto veya La Spezia’da bırakmak otopark ücreti açısından daha ekonomik oluyormuş.

Konaklıyor iseniz de arabayı konaklayacağınız köye bırakmayı düşünebilirsiniz. Biz Monteresso’da kaldık, baştaki köylerden olduğu için virajlı yola daha az maruz kaldık. İlk başta yol gözümüzü korkuttuğu için arabayı Levanto’da bırakıp Monteresso’ya trenle gitmeyi de düşünmüştük ama sonra yolun korktuğumuz kadar kötü olmadığını gördük.

Otopark konusunda da turistlerin sadece mavi çizgili yerlere parkedebildiği söylendi. Sarı çizgili yerler yerel halka aitmiş. Biz Monterosso’da bir apartmanın garajı gibi görünen bir otoparka girdik ve içeride mavi çizgiler olduğunu gördük. 1.5 günlük otopark ücretimiz 20 euro tuttu.

İtalya seyahatimiz boyunca otobanlara 37 euro, benzine de 35 euro ödedik. Otoban ücretleri epey yüksek, ama doğayı korumak için öyle köprüler, viyadükler yapmışlar ki, söylenmekten ziyade saygı duyduk.

Cinque Terre’de Konaklama

2 çift olacağımız için evde kalmak daha mantıklı olur diye düşündüm. Zaten öyle otel gibi büyük işletmelerin olduğu bir bölgede değiliz, pansiyon diye tutsam yine evden dönüştürülmüş bir yer çıkacaktı karşıma. O renkli evlerde kalacak olmak beni oldukça heyecanlandırmıştı. Ben aralarında gezmeyi hayal ediyordum ama şimdi içlerine girip uyuma fırsatım bile olacaktı, vay be!

Her şey güzel görünüyor ama bu noktada size kötü bir haberim var, köylerde konaklamak epey pahalı. Üstelik o kadar para verip satın aldığınız hizmet hiç ahım şahım değil.

Popüler konaklama sitelerinde pek işe yarar bir şey bulamayınca www.cinqueterreriviera.com adresindeki evleri inceledim Homemadetravels Dilek‘in önerisi ile. Monteresso’daki Levre de Cuppi isimli evi geceliği 240 euro’dan kiraladık. 2 çift olarak tabii.

Evlerin eski olabileceğini tahmin etmek zor değil. Bunu negatif bir özellik olarak görmedim çünkü eskilik, yörenin iyi korunmuşluğuyla alakalı. Evimize ulaşmak için çıktığımız dar ve dik merdivenleri de spor yaptırdığı için sevdim bile!

1 geceliğine 240 euro verdiğimiz dairede internet olmayışı, daracık banyosu ve klozete düz oturmanın imkansızlığı da bir yere kadar tamamdı ama üzerimizi yatak örtüsü ile örtmek zorunda olmak maalesef hoşlanmadığım şeylerin en başında geldi. Evet arada beyaz bir çarşaf var ama o çarşaf sıyrılır da yatak örtüsü bana değer mi diye uyuyamamaktansa klimayı çalıştırıp sadece çarşafla örtünmeyi denedik.

Evi pek sevmediysek de mutlu anlarımız olmadı değil…

Her yer böyle miydi bilmiyorum ama yaptığım araştırmada oda fiyatlarının yüksek olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. O yüzden bütçeyi yüksek, beklentiyi düşük tutmanızda fayda var. Daha ekonomik bir çözüm olarak 5 popüler köy yerine kuzeyde bir yavaş şehir olan Levanto’da veya güneyde daha büyük bir merkez olan La Spezia’da kalmayı da düşünebilirsiniz.

Hangi köyde kalacağınıza köylerin karakterine ve yerine bakarak karar verebilirsiniz.

Monteresso Al Mare bizim tercih ettiğimiz, en büyük olan köy. Biz bebek arabası kullanırız belki diye burayı seçtik ama hiç de kullanmadık. Deniz tatili için de en ideal köy burası, kumluk uzun bir sahili var.

Vernazza, sahildeki kafeleri ile en canlı merkez. Eğlence odaklıysanız bu popüler köyde kalabilirsiniz.

Corniglia, konum itibari ile çok ulaşılabilir değil, kalmayı istemezdim.

Manarola, en fotojenik köy. akşam yemeğini burada yiyecekseniz kalabilirsiniz.

Riomaggiore, La Spezia’ya yakın olması, nispeten büyük bir köy olması sebebiyle tercih edilebilir. Burası da eğlenceliye benziyordu.

Cinque Terre Nasıl Gezilir?

Levanto – La Spezia arasında işleyen trene sınırsız binme hakkı tanıyan Cinque Terre Card‘ı aldık biz, günlüğü kişi başı 16 euro. Bu kart ile tren istasyonlarında wifi internet, köyler arası trekking yolları, Corniglia’da tren istasyonundan merkeze götüren otobüs ücretsiz.

Köyleri ister sırayla, ister karışık gezebilirsiniz. Köyler birbirinden 5’er dakika tren yolculuğu uzakta.

Tren saatleri ile ilgili çizelgeyi elinizde bulundurun, zira bazı saat aralıklarında tren seyrekleşiyor ve istasyonda beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. Biz saatelere bakmadan kafamıza göre gezdik ama bazı yerlerde çok zaman kaybettik. Akşamüstü Manarola’da daha fazla vakit geçirebilmek isterdim.

Feribotla gezmek gibi bir seçenek de var, Monteresso’daki satış ofisinden saatleri ile ilgili bilgi alabilirsiniz. Fiyatı günlük 30 euro gibiydi.

Feribottan inen kalabalığa bakılırsa tercih edilen bir seçenek

Köylerden tek tek bahsetmek gerekirse:

Monterosso Al Mare:

“En”lerin köyü diyebilirim, en kuzeyde, en büyük, denize girmek için en uygun kumsala sahip, sahilinde yürüyüş yapabileceğiniz, en büyük konaklama tesislerine sahip köy. Bunun yanında Cinque Terre atmosferini en az yansıtan köydü bence.

Monteresso

Eski ve yeni şehir merkezleri var, eski şehirde büyük bir meydan sizi bekliyor. Tren istasyonu ise yeni şehir diye geçen bölümde. Eski şehir dolanması daha keyifli. Neticede ikisi arasındaki mesafe çok da fazla değil, 10 dakikada yürürsünüz.

Monterosso old town meydan

Monterosso yürüyüş yolu

Biz burada Ristorante Moretto isimli mekanda akşam yemeği yedik. Somonlu ravioliden oldukça memnun kaldım. Monterosso’da asıl önerilen Belvedere Restorant‘tı ama gittiğimiz saatte servisi kapatmışlardı.

Kaldığımız eve çok yakın olan Enoteca de Eliseo isimli bar da çok eğlenceli görünüyordu ama biz oturamadık. Burada “Grappa” isimli içkiyi denememizi öneren bir yazı okumuştum.

Vernazza

Fotojenik köylerden biri. Sahilindeki kafeleri oldukça keyifli. Meydanda vakit geçirin, zaman varsa akşamüstü epey hareketli oluyormuş.

Biz sadece kahve içebildik ama yemeği Vernazza’da yemek isterseniz önerilen restoranlar: Ristorante Belforte, Vulnetia ve Gambero Rosso.

Vernazza sahilinde meydan epey canlı

Köy halkı balıkçılıkla uğraştığı için caddelerde sandallar görülüyor.

Vernazza’nın en güzel fotoğraflarını çekmek için Monterosso’ya giden yürüyüş yoluna tırmanmanız icap ediyormuş. Merdivenli bir yoldan çıkılan trekking rotasına çıkıp fotoğraf çekmek keyifli olurdu ama biz bebekle çıkmadık.

Corniglia

Evet yine güzel bir köy, doğa ile içiçe. Ama istasyondan indiğiniz yerde değil, merkezi kayaların tepesinde. Dolayısıyla ulaşımı biraz zaman kaybettirici.

Corniglia

Deniz kenarındaki tren istasyonunun hemen arkasında otobüs durağı var. Buradan kalkan otobüslere binebileceğiniz gibi Corniglia merkeze yürüyerek de çıkabilirsiniz. 365 tane merdiven tırmanmak gerekiyormuş.

Otobüsten indiğinizde hemen karşınızda “centro” yazan şehir merkezi var, daracık sokaklardan geçip deniz manzarasına ulaşın.

Corniglia’nın dar sokaklarında gezerken, çantamdaki İtalya haritasına dikkat!

Deniz manzarasına erdik

Manarola

Cinque Terre’nin simgesi, güzellik kraliçesi. En küçük köy aynı zamanda.

Biz La Spezia’da istasyonda çok vakit kaybettiğimiz için Manarola’da gün batımına ancak yetiştik. Yoksa Nessun Dorma‘da bir içki içmek isterdik o evlere karşı. Biraz sahilinde dolanıp akşam yemeği yiyeceğimiz yere yöneldik.

Manarola ana caddesi

Gün batımını yakaladık, iyi ki de yakaladık!

Manarola’nın ünlü restoranı Trattoria Dal Billy’den yer ayırmıştık, İstasyonun üstündeki yokuştan yukarı doğru tırmanarak ulaşıyorsunuz. Biraz yorucu ama gittiğinize değiyor. Giderken yolda kiliseyi göreceksiniz, bir manzara fotoğrafı çekmeden geçmeyin.

Kiliseden Manarola manzarası

Biz Trattoria Dal Billy‘den inanılmaz memnun kaldık. Önce 2 porisyonluk deniz ürünleri başlangıç tabağı söyledik. Çok fazla çeşit ürün geldi, her biri son derece lezzetliydi ve sunumları harikaydı. Başlangıç tabağını 4 kişi yedik. Sonra ana yemek olarak yine 2 kişilik ızgara deniz ürünleri söyledik. 1 porsiyon da deniz ürünlü ev yapımı spagetti sipariş ettik. Gayet doyurucu, hem göze, hem damağa hitap eden bir yemekti. Yanında ev şarabı içtik.

Tatlı olarak da panna cotta söyleyip hesabı istedik. Bu arada yemeğin sonunda gelen ikram limoncello ve kendi yaptıkları meyanlı shot içecekten sınırsız olarak içebiliyorsunuz. Sonunda mutlu bir ifade ile buradan ayrılacağınız garanti. Bizim hesap 124 euro tuttu, 4 kişi süper doyduk ve hesabı yediğimiz şeylere göre ucuz bile bulduk.

Manarola’da yokuş tırmanmayı gerektirmeyen düz ayak bir restoran önerisi isterseniz de Trattoria il Porticciolo. Gece bir şeyler içmek isterseniz çoğunlukla canlı müzik yapan Cantina dello Zio Bramante isimli bar öneriliyor.

Tam ayrılmadan bir de gece manzarası gelsin Manarola’dan:

Riomaggiore

Büyükçe ve keyifli bir köy. Yokuş yukarı bir ana caddesi, bir de sahilde kayalıklar üzerinde yeme içme mekanları var.

Riomaggiore ana caddesi

Riomaggiore marina

Bence Riomaggiore tam bir “take away” cenneti. Yani yemeğini eline alıp yiyorsun. Külahlarda kızarmış deniz ürünleri satan bir çok yer var. Biz de öğlen yemeğimizi o şekilde geçiştirdik. Üzerine bir de dondurma aldık, İtalya’da olduğumuz belli olsun dedik…

Riomaggiore’de bir restoran tavsiyesi olarak da Il Grottino verilmiş.

Köylerden birbirine trenle gitmeyi anlattım ama aslında yürüyüş yolları da var. Eğer doğa yürüyüşlerine meraklıysanız bazı köylerin arasını yürüyerek geçebilirsiniz. Yolların en ünlüsü Manarola ile Riomaggiore arasındaki “Via del Amor” isimli aşk yolu. Yarım saatte kolayca katedebileceğiniz bu yol yıllardır kapalı, önümüzdeki birkaç yıl boyunca da kapalı kalacakmış heyelan tehlikesinden ötürü. Eğer 2 gün kalıyor olsaydık mutlaka bir yürüyüş rotasını denemek isterdim ama biz zaman ayırmadık. Yürüyüş yollarının zorluk seviyesini ve yürüme sürelerini istasyonlardaki turist infolara danışabilirsiniz.

Köylere en yakın büyükçe bir şehir olan La Spezia’da cuma günleri pazar kurulduğunu okumuştum. Bizim gezimiz de cumaya denk gelince bir uğrayalım dedik.

La Spezia küçücük köylerden sonra epey büyük bir merkez geldi bana.

Pazar yeri istasyondan inip sahile doğru yürüyünce karşınıza çıkıyor.

Eğer geziniz çarşambaya denk geliyorsa da Levanto’da bir pazar kuruluyormuş. Cinque Terre kartla Levanto’ya da trenle sınırsız ulaşım sağlanabiliyor.

Bu arada bir parantez açmak isterim, İtalya’nın Ligurya bölgesinde Cinque Terre’ye yarım saat uzaklıkta Sestri Levante diye bir yer de var. Biz Levanto’ya gitmek isterken kendimizi Sestri Levante’de bulmuştuk. 1 harfin kurbanı olup yanlışlıkla gittiğimiz sahil kasabası gayet hoş, temiz ve elit bir yerdi. İyi ki şaşırmışız!

Cinque Terre’den neler alınır?

Benim İtalya seyahatlerinde en sevdiğim şey yiyecek içecek almak. Bölgenin meşhur pesto sosu, limoncellonun kuzeyli versiyonu “limoncino”, türlü makarnalar alabileceğiniz şeyler arasında.

Limon ve mamülleri

Bu tür seramik hediyelikler de vardı tabii…

Bölgenin ünlü ekmeği focaccia, şarabı Sciacchetra ve alkollü bir içecek olan grappa denenebilir.

Bebekle Cinque Terre nasıldı? Nasıl gezdiniz? diye soranlara…

Konforlu olmadığını itiraf etmem lazım. Örneğin bebek arabası kullanmadım hiç. Kullananlar vardı ama bebek arabasını kucaklamış şekilde merdiven inip çıkmak zorunda kalıyorlardı. Ben Ekin’i kanguru ile taşıdım. Çok uzun saat gezdiğimiz için biraz yorucu oldu ama yine de iyiydi.

Oturduğumuz kafe ve restoranlar genelde daracıktı, bebeği yatırıp altını alabileceğim bir yer olmadı tüm gün boyunca. O yüzden biz de dizimize yatırıp altını değiştirdik.

Nasıl beslediğime gelirsek de: Ekin gezi esnasında 5.5 aylıktı. Dolayısıyla ek gıda vermem şart değildi. Sadece emzirdim, hem de orada burada… Gölge bulduğum kapı önlerindeki merdivenlere oturup Ekin’in bakımını yaptım.

Bazen dizde uzandı,

bazen omuzda taşındı

Bebeğimin akranlarının konfrolu evlerinde mışıl mışıl uyuduklarını hayal edip kendimi kötü hisettiğim anlar da oldu, ama baktım kendisi etrafı dikkatle inceleyip gülücükler saçıyor, üzülmeye gerek olmadığına karar verdim. Umarım ailesi ile geçirdiği bu mutluluk dolu anlar onda iyi bir iz bırakmıştır.

Ekin Hanım mutluluktan uçarken görüldü!

Biz Cinque Terre’den sonra Portofino’ya uğrayıp Milano’ya geçtik. 1 gün de Milano’da geçirip evimize döndük.

Portofino notlarım için buraya, Milano’ya dair yazılarım için ise buraya tıklayabilirsiniz.  Şimdilik seyahatle kalın…

İlgili Yazılar
Yorum ( 4 )
  1. istemihan ulusoy
    31 Mayıs 2016 at 21:00
    Cevapla

    SUPER ÖZELLİKLE OTEL YEME İCME MEKANLARI VE FİATLARI YAZMANIZ COK İYİ OLUYOR\r\n

  2. Tamer
    31 Mayıs 2016 at 21:00
    Cevapla

    Elinize sağlık güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş. 2014 yılında bizde Milano’dan kiraladığımiz araba ile önce portofinoya sonra cinque terre ye inmiştik. Ama araba yolu çok uzun ve virajli olduğu için sadece monterosso ve vernazza’ ya ugrayabilmis, riomaggiore’ye de akşam gün batımında yukarıdan bakabilmistik. O gece otelimizi la SPEZİA’ da ayırmış olduğunuzdan dolayi yetişmek ZORUNDAYDİK. Ama bir gün trenle tekrar bu beş şehri gezecegiz.

  3. Zerrin
    4 Ağustos 2016 at 21:00
    Cevapla

    Öncelikle sizi tebrik ediyorum bebekle bu büzel geziyi planlayıp gerçekleştirmek büyük cesaRet

  4. Manaf Khudiyev
    26 Mart 2017 at 06:16
    Cevapla

    Çok güzel, bilgilendirici bir yazı olmuş, kaleminize sağlık 🙂

Yazımı nasıl buldunuz? Yorumları alayım :)