Bali Gezi Planı, Bali Gezi Notları ve Maliyet

Bali Gezi Planı, Bali Gezi Notları ve Maliyet

Bali, Endonezya’nın 18bin adasından biri. Evet, bir ülke düşünün ki onsekiz bin adet adadan oluşsun, tropikal kuşakta yer alsın, ismi de genelde yanardağ patlamaları ve depremlerle anılsın.

Endonezya’nın pek çok adasında görülecek farklı kültürel öğeler, Hinduzim kalıntıları ve doğal güzellikler olsa da; biz bu gezimizde sadece Bali ve Gili Air adalarını ziyaret etme şansı bulduk.

Bali adası benim uzun zamandır hayallerimi süsleyen bir yerdi. Genelde balayı destinasyonu olarak bilinse de; maceraperestlere, kültürel gezginlere ve doğa severlere hitap eden yanları da çok. Kısacası Bali adası herkese kucak açıyor, biz çocuklu ailelere bile!

Çocuklu bir aile olarak bile Bali’de yapacak çok şey bulduk, çok sevdik!

Doğru beklenti ile gidilirse Bali’yi sevmeyecek birisi olmaz sanıyorum. Beklentilerimizi doğru kurgulamak için okumaya devam ediyoruz 🙂

Bali Hakkında Bazı Gerçekler

Endonezya’nın resmi dini İslam. %90 ı müslüman bir ülkede Bali adası Hinduizmin baskın olduğu tek ada. Zamanında Endonezya’nın en büyük adası olan Java adasına Müslümanlık gelince oradaki entellektüel Hindular geleneklerini ve inanışlarını sürdürmek adına Bali adasına kaçmışlar, veya sürülmüşler. Sanatçı ve entellektüel kesim Bali’yi oya gibi işlemiş, harika tapınaklar ortaya çıkarmış.

Bir tapınak ziyareti…

Neredeyse her evin bahçesinde bir aile tapınağı var.

Yolda gezerken göreceğiniz sıradan manzaralar…

Yolda gezerken göreceğiniz şeylerden biri de “Cenang Sari” yani İngilizce’de “offering” olarak bilinen; Bali halkının her sabah evinin veya dükkanının önüne bıraktığı “tanrıya şükür” hazırlığı. Muz yaprağından hazırlanmış bir tabak içine renkli çiçekler, biraz yiyecek, tütsü, hatta bazen sarma sigara konuluyor ve yola bırakılıyor. Mutlaka ve mutlaka karşınıza çıkacak. Aynen şöyle:

“Offering” denilen bu tabaklar bir nevi tanrıya şükür ve bereket beklentisi ile yola bırakılıyor. 

Bali’ye deniz tatili için gitmek biz Türkler için hayal kırıklığı yaratabilir. Çünkü okyanus ve sahiller genelde yüzmeye elverişli değil. Sahillerinde sörf öğrenebilir, güneş batarken keyif yapabilirsiniz.

Bali’de turkuaz deniz beyaz kum aramayalım; tropikal doğa, pirinç tarlaları, şelaleler, sanat eseri tapınaklar, Bali masajı, bir takım spiritüel deneyimler, yoga, güzel yemek ve kaliteli hizmet arayalım.

Bali adası büyük bir ada. Bir ucundan diğer ucuna araba ile gitmek 4-5 saatinizi alabilir. Efektif bir gezi için Bali’nin birkaç farklı bölgesinde konaklamayı düşünmelisiniz.

Konaklama konusu çok keyifli, çünkü Bali’de uygun fiyata yüksek kalitede konaklama tecrübeleri elde edebiliyorsunuz. Bali’yi ünlü bir balayı rotası yapan da bu özelliği bence. Bali’de tercih edebileceğiniz konaklama tipleri ve otel önerileri için bu yazıma tık tık…

Bali’de birbirinden güzel ve özel oteller var…

Oteller muhteşem olsa da o kadar yolu otelde pineklemek için tepmiyoruz, muhakkak çıkıp biraz da gezmeli. Gezilecek yerleri ,yapılacak şeyleri bol bir adadan bahsediyoruz.

Bali’de kısıtlı zamanınız varsa muhtemelen sadece belli kısımlarını göreceksiniz. Tüm adayı dolaşmak veya adadaki yapılacak şeylerin hepsini bitirmek gibi bir şey söz konusu değil – eğer ki Bali’ye birkaç aylığına yerleşmiyorsanız.

Eğer uzaktan çalışabildiğiniz bir işiniz varsa kesinlikle Bali’de birkaç ay geçirmeyi düşünebilirsiniz. Zaten tüm dünyada “dijital göçebeler” Bali’yi bir müddet “ev” belliyor. Haksız da sayılmazlar, Bali gerçekten ucuz ve güzel, üstelik aylarca vakit geçirseniz sıkmayacak bir ada.

Bali’de güneş akşam 6 gibi filan batmış oluyor. Yani öyle günler uzun değil. Dolayısıyla günışığından maksimum istifade edebilmek için güne erken başlamakta fayda var.

Bali’yi sineğiyle böceğiyle, tavanda gezen kertenkelesiyle, geceleri odanızdan duyacağınız “ge – ko” sesleriyle kabul etmek lazım. Gülü seven dikenine katlanır hesabı 🙂 Özellikle Ubud bölgesinde canlı çeşitliliği oldukça fazla. Sinek ısırıklarından korunduktan sonra problem yok bence; biz biri 3 yaşında diğeri 7 aylık 2 çocukla pek sorun yaşamadık.

Bali güney yarımkürede bulunuyor. Bizim dünyanın o bölümüne ilk ayak basışımız oldu 🙂

Eğer Güney Asya tecrübeniz yoksa Bali “Asya’ya giriş” için iyi bir başlangıç olabilir. Avrupa’ya alışkın steril bünyeler Tayland ve Kamboçya gibi yerlerde biraz sarsılabiliyor. Bali için Asya’da Singapur’dan sonra gördüğüm en temiz yer diyebilirim. Bali, Tayland’a göre daha modern, sokakları ve mekanları daha temiz bir yer.

Bir uzak doğu klasiği olarak pazarlıksız adım atmama durumu Bali’de de geçerli. Ama Bali halkı biraz daha tok geldi bana, kazıklanma ihtimaliniz daha düşük. Endonezya’nın Lombok adasını görmeliydiniz, tam bir kurtlar sofrası.

Endonezya vize istiyor mu?, Bali vize istiyor mu? Gibi soruların cevabı:Endonezya 30 güne kadar Türkler’den vize istemiyor. Pasaportunuz varsa elinizi kolunuzu sallayıp gidebileceğiniz yerlerden. Girişte herhangi bir vize ücreti de ödemiyorsunuz.

Bali’nin yani Endonezya’nın para birimi Indonesian Rupiah. Endonzya Rupisi bol sıfırlı bir para birimi, Türk lirasının değeri devamlı değiştiği için Dolarla kıyaslayacak olursak 15.000 IDR = 1 USD diyebiliriz (2018)

Bali’de internete girmek için oradan hat almak daha mantıklı geldi. Çünkü bizim Türk hatlarının tarifeleri orada geçerli değildi. Biz 20 dolara 16 gb lık internet paketi sunan bir kart aldık havaalanından. Dışarıda daha ucuzu var mıydı bilemeyeceğim.

Bali’ye Nasıl Gidilir?

Ülkemizden Bali adasına direkt uçuş bulunmuyor ama 2019 yılında THY’nin Bali’ye uçmaya başlayacağına dair söylentiler var. Qatar, Singapur, Emirates gibi havayollarından aktarmalı bilet fiyatlarına bakılabilir.

Bali’ye uçak bileti için arama yaparken şehir ismine “Denpasar” yazmalısınız. Çünkü Bali adasının baş şehri Denpasar. Havaalanının ismi ise Ngurah Rai Havalimanı.

Bali uçak bileti fiyatları genelde 450 dolardan başlıyor. Bu fiyata gidiş dönüş tek kişilik bilet bulursanız gayet iyi bir fırsat yakalamış olduğunuzu düşünebilirsiniz.

Biz 2 küçük çocukla hareket ettiğimiz için uçuş süresi en kısa olan seçeneğin üzerinde durduk, yani fiyat gözetmeksizin THY tercih ettik. Bizim gidiş biletlerimiz İzmir çıkışlı, İstanbul’dan Singapur aktarmalı ve oradan Bali’ye ulaşma şeklindeydi. Dönüş uçuşumuz ise Lombok adasından hareketliydi. Lombok’tan Cakarta’ya, oradan İstanbul’a ve sonra da İzmir’e.

Kişi başı 750 dolara tekabül eden biletlerimizin bir kısmında kredi kartı mili kullandım ve 3 kişilik bileti 6500 tl ye almış oldum. (Bu esnada dolar 4.55 tl idi ama biz geziyi gerçekleştirdiğimizde 6.40 oldu)

Ben Bali tatilimizin sonuna su altı güzelliklerinin methini duyduğum Gili Air adasını koymuştum. Gili Air’den sonra tekrar Bali’ye dönmek zorunda kalmayalım diye de dönüş uçak biletini daha yakın olan Lombok adasından başlattım. Fakat şimdiki aklım olsa dönüş biletimi Cakarta’dan başlatırdım, Lombok – Cakarta arasındaki bileti ayrıca alırdım. Veya Bali kalkışlı bir bilet de alınabilirdi.

Nedeni de şu: Lombok, Cakarta, İstanbul, İzmir şeklinde birbirine bağlı biletler aldığınızda bu uçuşların her birini gerçekleştirmeniz isteniyor.

Örneğin bizim gittiğimiz tarihten birkaç ay önce Lombok’ta büyük bir deprem meydana gelmişti ve ben seyahatimin Gili air kısmını iptal etmeyi düşündüm. Ama uçak biletim Lombok’tan başlıyordu ve Lombok- Cakarta ayağını uçmazsam tüm biletim iptal ediliyordu.

Kısacası böyle çok aktarmalı yerlere giderken kesin uçmayacağınız bacakları ayrı satın almanızı tavsiye ediyorum. Hatta Singapur’a uygun fiyatlı uçak bileti yakaladığınız anda alıp, oradan Bali’ye ayrıca ucuz bilet bakabilirsiniz. Birçok kişi bu taktiği uyguluyor. Kuala Lumpur da iyi bir aktarma noktası olarak düşünülebilir. Çeşitli uçuş kombinasyonlarını skyscanner’dan inceleyebilirsiniz.

 Bali’ye Ne Zaman Gidilir?

Bali için en uygun zaman mayıs ile ekim ayları arası. Yani bizdeki yaz sezonunun aynısı Bali’de kuru sezon olarak geçiyor. Bizimle aynı tatil sezonunu paylaştığı için yazın kullanabileceğiniz uzun yıllık izninizde gidebileceğiniz bir uzak rota alternatifi Bali. Uzak doğuya balayına gitmeyi düşünenler için de bizdeki düğün sezonuna uygun olan tek seçenek diyebilirim.

Lonely planet der ki Bali’ye gitmek için en ama en iyi ay ise Eylül. Çünkü temmuz ve ağustos ayları Avustralyalılar’ın Bali’ye akın ettiği aylar. Ada kalabalık ve pahalı oluyormuş.

Hazirandan ekime kadar Bali’de kuru sezon hakim.

Ayağımın Tozuyla da der ki, hakikaten biz de eylülde gittik ve çok memnun kaldık.

Yine de tropikal iklime güven yok, kuru sezonda gittim dersiniz yağmura yakalanırsınız belli olmaz. Kışın ıslak sezonda gidip tatilini en iyi şekilde yapan arkadaşlarım da var.

Bali’ye giderken yazlık kıyafet götürdük ama ince bir hırka da yüksek bölgelerde iş görebilir. Yağmurlukları da ne olur ne olmaz yanınıza alın.

Bali’de Ne Kadar Kalmalı?

Depremler, volkanlar filan korkutsa da gönül ister 2-3 ay kalıp tadını çıkaralım. Hem gezelim hem çalışalım hem yaşayalım…

Tatil için gidilecekse bence Bali en az 1 haftayı hak ediyor.

Bali’yi başka Asya rotaları ile kombine edecekseniz en az 5 gün verin derim.

Sadece Bali için gidiyorsanız da o kadar yol tepmişken 9-10 günlük zaman ayırın. Bunun 6 günü Bali’ye, 3 günü de çevredeki tropik adalara ayrılabilir.

Biz de aynen böyle yaptık, 6 tam gün Bali’de geçirip iyice gezdikten sonra 3 gün de Gili Air adasında dinlendik.

Bali’ye gitmişken tatilinizi biraz da denize girerek taçlandırmak isterseniz çevrede gidebileceğiniz bazı takım adalar var: Nusa Adaları ve Gili Adaları.

Nusa Adaları Lombogan ve Penida. Nusa Penida dinazor kafası (t-rex) şeklindeki plajı ile meşhur.

Bu meşhur manzara Nusa Penida adasında. Bali’den günübirlik veya konaklamalı olarak ziyaret edebilirsiniz. Biz gitmedik. Görsel kaynağı tık tık

Biz ise Gili Adalarını tercih ettik. Bali’den biraz daha uzak ama motorlu taşıt trafiğinin olmadığı, ada içi ulaşımın at arabaları ile sağlandığı; su altı güzellikleriyle meşhur Gili adaları bize cazip geldi. Deniz kaplumbağaları ile yüzebilme ihtimalimiz için Gili Air adasını seçtik ama çift olarak gidecekler daha canlı olan ve partileri ile meşhur Gili Trawangan’ı tercih edebilirler. Gili adalarını ayrıca başka yazıda anlatacağım.

Gili Air adasında huzurlu bir tatil

Bali’de Ulaşım

Öncelikle havaalanından otele gitmek için bir taksi ayarlamak gerekiyor. Ben bu noktada otelin transferini kabul ettim; çünkü 2 çocuk, valizler ve bebek arabaları ile havaalanında dışarı çıkıp Grab uygulamasından taksi çağırıp işi ucuza getireyim gibi hesaplar yapacak halde değildim. Bizim transfer 20 dolara denk geldi (Denpasar havalimanından Seminyak’taki otelimize) ama havaalanından Blue Bird Group taksisine binseymişiz 7-8 dolara da halledebilirmişiz. Gitmeden Blue bird uygulaması indirmek işinize yarayabilir, online rezervasyon da yapılabiliyor.

Bali’de toplu taşıma yok. Yollar tek şerit, trafik kaotik. Motorsikletliler trafiği domine ediyor, bir de arabalar çok yoğun.

Trafik de sağdan akıyor.

Bali’de ya motorsiklet kiralayacaksınız (ki fiyatları gayet uygun deniliyor, günlüğü 5 dolar gibi), ya da şoförlü araç tutacaksınız. Genelde turistler araba kiralayıp kendisi sürmüyor, ama cesaretiniz varsa neden olmasın…

Bazı yerlere taksiyle gitmeyi de düşünebilirsiniz tabii ki, ama pazarlıksız taksiye binilmiyor. Blue bird grup taksileri taksimetre açıyor diye okumuştum, taksimetre açan taksilere binilebilirmiş. Veya telefonunuza yükleyeceğiniz Grab uygulaması ile (Uber benzeri resmi olmayan taksi çağırabildiğiniz bir uygulama) taksi çağırabilirsiniz ama bu Grab taksilerini de her yerden çağıramayacağınızı bilin. Bazı oteller Grab taksilerini kapının önüne bile yanaştırmıyorlar.

Açıkçası ben 2 küçük çocukla bu dertlere düşmemek için öyle bir plan yaptım ki pek taksiye filan binmeye gerek duymadık. Bazı günler merkezi noktalarda kalıp yürüyerek gezdik, yer değiştireceğimiz günlerde de günlük şoförle anlaştık ve gün içinde gezip akşam da yeni otelimize yerleşmiş olduk.

Bali adasında mesafeler uzak ve trafik sıkışık. O yüzden baştan kabul etmek lazım ki çok yer görmek için gezinizin bazı günlerinde bir şoförle anlaşıp gezmek iyi oluyor.

Bence şoförle gezmek için 3 gün ideal. Geri kalan günlerinizi yürüyerek, motor kiralayarak veya bazen taksiye binerek halledebilirsiniz.

Bali’de günlük şoför tutma konusuna gelirsek, fiyatlar 40-50 dolar civarında diyebilirim. Oraya gittiğinizde daha ucuza da bulabilirsiniz ama benim tavsiyem bloggerların önerdiği referanslı şoförleri kullanmanız yönünde. Çünkü Bali şoförleri sizi komisyon aldığı dandik yerlere götürme eğilimindeler.

Ben Hayat ve Seyahat Bloğunun yazarı arkadaşım Fatma’nın yönlendirdiği şoför ile gezdim. Günlüğü 50 dolar idi. Şoförümüz çok iyi bir insandı, çocuklarla gezerken bize çok yardımı dokundu. Ayrıca bize yaptığı program iyiydi; götürdüğü mekanlar turistik bile olsa hoşumuza gitti. Komisyon alıyorsa da helali hoş olsun, çünkü gittiğimiz her yer bizim için keyifli yerlerdi.

Kısacası biz kaliteli hizmet aldığımızı düşündük. Şoförümüzü size de önermemi isterseniz bloğumun iletişim bölümünden bana yazabilirsiniz.

Bizi gezdiren şoförümüz ile hatıra fotoğrafımız

Biz 2 günümüzü şoförle gezmeye ayırdık. Şoförle gezerken çok yoğun bir program oluyor ve çocuklarla saatlerce arabada olmak biraz sıkıntı olduğu için 3. günü istemedik. Olsa iyi olabilirdi.

Şoförle hangi güzergahlara gitmek isteyebileceğinizi gitmeden önce şoförle whatsapptan konuşarak belirleyebilirsiniz. Programı genelde onlar yapıyor, ama siz mutlaka gitmek isteyebileceğiniz yerleri söyleyerek programda bazı değişiklikler talep edebiliyorsunuz. Maalesef tüm planı kendiniz yapmanız biraz zor, çünkü Bali’nin trafiği yüzünden evdeki hesap çarşıya uymuyor.

Bali Gezi Programı

Şimdi ben Bali’de nasıl gezdiğimizi anlatacağım, Planda geçen yer isimleri belki de size pek bir şey ifade etmeyecek ama Bali’de Gezilecek Yerler yazımı da okuyunca taşlar daha bir yerine oturacak.

Bali’nin çeşitli bölgelerden oluştuğunu söylemiştim. Kısaca adayı tanımak gerekirse:

Bali’nin en tursitik bölümleri haritada gösterilmiş

Öncelikle Bali Adasının güneyinde havaalanına yakın bölümde okyanus kıyısında dizilmiş (üstteki haritada turuncu noktalarla yanyana işaretlenmiş)Kuta – Legian – Seminyak sahil şeridine dikkatinizi çekmek istiyorum.

Kuta, Avusturalyalı sörfçülerin mekanı olarak biliniyor. Çok turistik, kaotik, barların restoranların çok olduğu, sörf dersi alabileceğiniz bölüm. Biz uğramadık buraya. Bütçe dostu, eğlenceli ve hareketli bir yer arıyorsanız siz uğrayabilirsiniz.

Seminyak, okyanus kıyısında Bali’nin en elit semti. Konsept kafelerin, sunset barların bol olduğu, alışveriş yapıp mekan deneyebileceğiniz bir semt.

Canggu ise son zamanlarda popüler olmuş, bloggerların bolca reklamını yaptığı kısım diyebilirim. Konaklamanızı burada da seçebilirsiniz, çünkü harika kafe ve restoranlar, gün batımı barları burada da var. Üstelik Canggu Seminyak kadar “şehir” havasında değil, mekanlar biraz daha pirinç tarlaları içine gizlenmiş.

Biz Canggu’yu Seminyak’ta kalırken ünlü tapınak Tanah Lot’a giderken görme fırsatı bulduk. Keşke burada da birkaç gün kalıp mekan keşfetseydik dedik.

Uluwatu ve Jimbaran bölgesinde, yani güney Bali’de güzel bir tapınak, bir sürü sunset bar ve güzel sahiller var.

Ubud ve civarı ise Bali gezinizin olmazsa olmazı. Pirinç tarlaları arasında muhteşem bir doğası var Ubud’un, üstelik de tapınakların çok olduğu, Bali’ye özel geleneksel olan her şeyi bulabileceğiniz bir yer.

Bali’de nereye kaç gün ayıralım derseniz: Seminyak ve civarına 2-3 gün ayrılabilir. Ubud ise en az 4 gün konaklayıp, 2 gün merkezini, 2 gün de günlük turlarla etrafını keşfetmeyi kapsayabilir. Uluwatu – Jimbaran tarafına da 1 gün ayırabilirseniz Single Fin gibi meşhur barlarda gün batımı yapabilirisiniz.

Ben önce Seminyak’ta, sonra Ubud’da kalmayı istedim. Çünkü böylece gezilecek yerler iyiden çok daha iyiye doğru gitti. Her günümüz bir öncekinden daha güzel geçiyor gibi hissettik.

Bali’de Birinci Günümüz:

Biz Bali’ye gelir gelmez Seminyak’ın göbeğinde bir otelde kaldık. Sense Hotel Seminyak, ilk gün programımıza gayet uygun bir konumdaydı. İlk günümüzü jet-lag la geçirme ihtimalimiz olabileceği için yakın mesafede yürüyerek mekan keşfedip Bali usulü bir gün batımı barında kokteyllerimizi yudumladık. İlk günümüzü bu şekilde geçirmiş olduk. Araya bir de Bali masajı sıkıştırdık çocuklar uyurken 😉

Otelimizden Seminyak manzarası

Seminyak’ta mutlaka yürüyün diyebileceğim caddeleri ve mekan önerilerimi Bali’de Gezilecek Yerler yazıma saklıyorum.

Haritada gösterilen Kerobokan bölümü de aslında Seminyak’tan yürüyerek keşfedilebilir.

Seminyak’ta yürüyoruz

Seminyak’ta pirinç tarlaları arasında güzel bir mekan keşfettik, ismi Nook

Gün batımı barlarından KuDeTa’ya gittik. Gün batımını sonsuz havuzda izleyebileceğiniz şık bir mekan

Biz ortam kadar şık değildik ama yine de eğlendik.

Bali’de İkinci Günümüz:

Bali’deki 2. günümüzde ise şoförle gezdik. Canggu taraflarındaki meşhur tapınak Tanah Lot’u gördükten sonra adanın güneyine inip Uluwatu tapınağını gezdik. Sonra da Jimbaran’da kumun üzerine kurulmuş balık restoranlarında deniz ürünleri yiyerek günü bitirdik.

Tanah Lot Tapınağı

Uluwatu Tapınağı

Normalde Tanah Lot ile Uluwatu’yu aynı gün gezmek biraz zor, arada 2 saat yol gittik. Biz Uluwatu civarına ekstra bir gün ayıramadığımız için bunları aynı güne koyduk.

Uluwatu ve Jimbaran arasında irili ufaklı bir sürü sahil ve yine esşsiz günbatımını izleyebileceğiniz barlar var. Buradaki plajlar genelde kayalardan merdivenle aşağılara inilen plajlar. Eğer vaktiniz müsaitse 1 gece de Uluwatu kısmında kalıp bu barlarda vakit geçirmeyi düşünebilirsiniz.

Bu civardaki en güzel plajlardan biri Padang Padang Beach. Julia Roberts’ın oynadığı “Ye, Dua Et, Sev” filminden sonra meşhur olmuş bu plaj bizim programımızda da vardı ama biz merdivensiz olsun diye “Pandawa Beach” diye bir yere gittik. Çok da bayıldığımı söyleyemeyeceğim.

Akşama doğru da Jimbaran sahilindeki balık restoranlarında yemek yedik demiştim. Bu da mutlak bir Bali aktivitesi. Ortam çok hoştu fakat bizim Kuşadası’nda da buna benzer yerler var. İsteyenlere önerebilirim 🙂

Jimbaran sahili

Jimbaran’da güzel barlar olmasına rağmen biz 2 çocuklu bir aile olarak Jimbaran’da yemeğimizi yiyip paşa paşa Seminyak’taki otelimize döndük. Haritada mesafeler yakın görünse de trafik yüzünden 1 saatten uzun sürdü otelimize ulaşmak.

Jimbaran’da kumlara atılmış masalarda yemek mutlak bir Bali aktivitesi

 

Bu restoranda ne yediğimizi de yazayım, jumbo karides, white snapper  ve kalamar. Pilav da getiriyorlar masaya. Hesap ucuz değildi, 280 lira civarı tuttuğunu hatırlıyorum 3 bira ile beraber.

Bali’de Üçüncü Günümüz:

Bali’de bir turist olarak mutlaka görmeniz gereken yerler Ubud ve civarı. Pirinç tarlaları arasında muhteşem bir doğası var Ubud’un, üstelik de tapınakların çok olduğu, Bali’ye özel geleneksel olan her şeyi bulabileceğiniz bir yer.

Biz Bali’deki 3. günümüzde yine şoförle gezdik. Üstelik Seminyak’tan ayrılıp Ubud tarafına geçtiğimiz gün Bali’deki 3. günümüzdü.

Planımızı şoförümüz yaptı. Biz görmek istediğimiz ana yerleri söylüyorduk, o da aralara planı doldurmalık aktivite ekliyordu. Bu kontenjandan güne Batubulan köyünde Barong Dansı izleyerek başladık. Bali gezimizin en zayıf halka turistik aktivitesiydi diyebilirim bu Barong dansına, ama sonuçta buradan da bir ders çıkardım: Senin “kültürüm” diye sahip çıktığın şeyler başkaları için “gülünç, komik, saçma” bulunabilir. Saygı duy ve geç…

Barong dansı

Daha sonra görmeyi mutlaka istediğimiz su tapınağı Tirta Empul’u ziyaret ettik.

Tirta Empul tapınağı, isterseniz siz de bu yıkanma ritüeline katılabilirsiniz

Tirta Empul çevresinde birçok “agro tourism” tesisi var. Buralar bölgeye özgü çeşitli bitkilerin yetiştiği, hem de Kopi Luwak kahvesinin yetiştirildiği ve işlem gördüğü tesisler. Bali’ye gitmişken kopi luwak kahvesini denemeyecek olsanız bile mutlaka böyle bir yer ziyaret edilmeli diyorum. Ananası bile dalında görme imkanı var çünkü. Yoksa dünyanın en pahalı kahvesi diye tanıtılan kopi luwak tam bir tursit kandırmacası, ileriki yazılarda anlatacağım.

Kopi Luwak bahane, ortam şahane…

Bizim ziyaret ettiğimiz Satria isminde bir yerdi. Sonsuz yeşilliğe uzanan heyecanlı bir Bali salıncağı burada da vardı. Gitmişken denedik.

Bu salıncaklar bir harika! Bizim bindiğimizin fiyatı 13 dolar gibiydi.

Sonra istikamet Kintamani bölgesiydi.

Kintamani bölgesinde Mount Batur (Bali’deki aktif yanardağlardan biri) dağı ve dağın eteğindeki göle tepeden bakıyorsunuz. Hava biraz sisli olduğu için ve çocuklar arabada uyuyor olduğu için hemen bir fotoğraf çekilip ayrılıyoruz.

Son durağımız  Tagalalang Rice Terraces yani pirinç terasları. Salıncak aktivitesini buraya da saklayabilirsiniz.

Tegalalang teraslarına giriş ücreti bağış usulü. tavsiye edilen tutar 10,000 IDR 

Çıkışta akşam yemeği için D’alas isimli süper manzaralı bir restorana götürdü bizi şoförümüz. Baktım ki tüm bloglarda önerilen Paulina restoranın hemen yanında yer alıyordu D’alas da.

Manzaramız efsane. Burada da salıncak var ve kahve denemesi de yapılıyor.

Üçüncü günümüzün konaklamasını zamandan istifade etmek için Tegalalang bölgesinde tercih etmiştim. Hem de Bali tatilimizi unutulmaz kılacak nitelikte sonsuz havuzlu, yüzen kahvaltılı, pirinç tarlalarına bakan otantik bir otelde. Otelimizin ismi Pondok Sebatu Villa idi.

Bali’de Dördüncü Günümüz:

Hal böyle olunca Bali’deki 4. günümüz otelde geçti. Havuz başında oyalandık, yüzdük. Manzaranın keyfini çıkardık, biraz da tarlalar arasında yürüyüş yaptık.

Otelimizin etrafındaki tarlalarda gezdik

Bali’de Beşinci Günümüz:

Bali’deki 5. günümüz ise  öğlene kadar otelde kahvaltı edip eşyalarımızı toplamakla geçti. Sonra otelden taksiye binip Ubud merkezinde konaklayacağımız otele geçtik.

Ubud merkezde seçtiğimiz otelimiz sayesinde hemen yürüyerek Ubud’un önemli noktalarına ulaşabildik.  Cafe Lotus’da bir şeyler atıştırıp hemen arkasındaki meşhur tapınağın bahçesinde dolandık.

Cafe Lotus’un arkasında kalan nilüferli göl ve tapınak 

Ve acaba tamamlayabilir miyiz diye düşündüğüm yürüyüş rotası “Campuhan Ridge Walk” için yola koyulduk. Kızları kanguruya attık, tam turu tamamladık. Tam 3-3.5 saat kesintisiz yürüdük. Ayrıntılar gelecek yazıda…

Campuhan Ridge Walk’un en fotojenik bölümü burası

Bu uzun yürüyüşün ardından ise ıslak kıyafetlerimizi değiştirip kendimizi yine dışarı attık. Ubud’da Milk and Madu Restorant’ın ünlü pizzasını tadarak kendimizi  şımarttık.

Bali’de Altıncı Günümüz:

Bali’deki 6. günümüzde aslında yine şoförle gezsek güzel olabilirdi ama biz Ubud merkezinde yürüyerek keşif yapmayı seçtik. Maymun ormanını gezmeye gittik, Ubud’un alışveriş dostu sokaklarını gezdik. Akşam da Ubud’daki tapınaklardan birinde bir dans gösterisi izleyelim diyorduk, tercihimiz Pura Dalem Ubud tapınağında Kecak dansı oldu.

Bali’deki 6. günümüz biraz dinlenmeli geçti. Eğer çocuklarımız olmasaydı masaj yaptırıp bir şifacıya giderek zamanımızı daha kaliteli değerlendirebilirdik.

Bizim gezi planımız bu şekildeydi. 2 çocukla olabildiğince keyif alarak gezdik ve aslında 6. güne kadar “ayy gezinin her günü bir öncekinden daha güzel geçiyor” hissiyatı hakimdi. Tabii ki daha fazla yer de görülebilirdi ama biraz dinlenmeli gezmek bize çok iyi geldi.

Örneğin 1 gün daha şoförle gezseydik Ulun Danu Bratan tapınağı, Jatuliwuh pirinç tarlaları ve Wanagiri Hidden Hills’deki manzaralı fotoğraf çekim noktası olacaktı programımızda. Ama yeterince tapınak ve pirinç tarlası gördüğümüz için çok da üzülmedim buraları kaçırdığımıza.

Çocuksuz veya tek çocukla gidenler birkaç şelale ziyareti de ekleyebilirler programa.

Kısacası siz de “çok acele etmeyeyim, Instagram’da meşhur olan her yeri görmesem de olur” kafasındaysanız bizim programı uygulayıp güzel bir tatil geçirebilirsiniz. Özellikle keyfine düşkün balayı çiftlerine de önerebileceğim bir program oldu.

Gezdiğimiz yerlerin ayrıntılarını ve Bali’de başka nerelere gidilebilirdi bilgisini  bir sonraki “Bali’de gezilecek yerler” yazımda göreceksiniz. Bir de “Sadece Bali’de yaşayabileceğiniz deneyimler” yazısı hazırlıyorum ki bu yazıyı okuyan herkes Bali’ye bilet bakmaya başlasın 🙂

Biz Bali’de 6 gün geçirdikten sonra Gili Adaları’ndan Gili Air’e geçtik.

Bali’de Neler Yenir

Endonezya mutfağı aslında bize çok da ters değil. Farklı tatlara açık olmayan biri bile aç kalmaz sanıyorum.

Bali’de 3 öğün tüketilen en meşhur şey pilav. Tabii ki bizim tereyağlı tane tane pirinç pilavımız gibi beklemeyin; lapa ve yağsız. Yine de aç bırakmaz.

Bali’ye has “Nasi Goreng”, “pilav kızartması” olarak Türkçe’ye çevirebileceğim yemeği mutlaka deneyin derim. Yumurta ile kavrulmuş pilavın içine havuç, soğan gibi bazı sebzeler koyuyorlar. Aynısının makarnalısı da var ve onun ismi “Mie Goreng”.

Mie Goreng

Tavuk şişin üzerine fıstıklı bir sos döküp servis ettikleri “Chicken satay” de mutlaka denenmeli, seveceğinizi düşünüyorum.

Bali’deki restoranlarda “Bbq buffet” uygulaması çok yaygın. Şöyle ki, ızgarada pişirtmek üzere seçeceğiniz şiş kebap veya balık kebap gibi bir tercih yaptığınızda restoranın salata barından sınırsız faydalanma imkanı sunuluyor. Bu da güzel bir opsiyon, salata bardan illa ki damak tadınıza uyacak bir şeyler buluyorsunuz. Izgarada yediğiniz etler de zaten bizim damak tadımıza uygun oluyor çoğunlukla.

Pizza, makarna, hamburger gibi seçenekler her yerde mevcut.

Tropikal meyveler apayrı bir dünya. Ben zamanında Tayland’a gittikten sonra “Tayland’da denemeniz gereken 11 meyve” diye bir yazı yazmıştım. Yazıda geçen meyvelerin hepsi Bali’de de var.

Kahvaltı için “bowl” olayı çok yaygın. Acaili, granolalı rengarenk kaseler hazırlıyorlar. Ben böyle bir şey denemedim ama farklı bir tecrübe olabilir.

Vejeteryan menülerin olduğu çok şık mekanlar da var, bunları da gitmişken deneyin. Mekan isimleri “Bali’de Gezilecek Yerler” yazımda yer alacak.

Kahve olayı da aşmış denilebilir, kopi luwak ile sınırlı değil. Bazı konsept kafelerde lattenizin üzerine süt köpüğü ile selfinizi bastırabiliyorsunuz. Ben “Melike was in Bali” yazdırmakla yetindim.

Bali’de yeme içme maliyeti sizin titizliğinize göre değişecektir. Lokal restoranlarda veya sokaktan yemek alırsanız 1-2 dolara bile doyabilecekken güzel temiz restoranlarda şık tabaklar ısmarlayıp yanına birer bira içerek 2 kişi 20-25 dolara da kalkabilirsiniz.

Bali’de Alışveriş

Ben uzun zamandır yurt dışında alışveriş yapmıyorum ama Bali’de gerçekten insanın kendisini tutması çok zor.

Rattan çantalar çok moda ve ucuz. Yuvarlak olanlarından edinin mutlaka bir tane.

Dream catcherlar (düş kapanı) ise çok estetik, en kötü ihtimalle fotoğrafını çekip etrafınızdaki becerikli birine yaptırın.

Dekorasyon için de gayet doğal görünen ve evinize farklı hava katacak eşyalar bulmanız mümkün. Mudo’da 1250 liraya satılan antik dekoratif kütük gibi objelerden bahsediyorum 🙂

Onun dışında batik elbiseler, hasır şapkalar, filli şalvarlar bir Asya gezisi için olmazsa olmazdır 😉

Bali Gezisi Maliyeti

Bali gezi maliyetlerini tek kişi için en alt ve en üst baremden hesaplayarak yazacağım. Böylece ortalama bir maliyet hesabı çıkarabiliriz. Herkesin kişisel zevkleri doğrultusunda harcamaları farklı olacaktır ama genel hatları ile bir Bali gezisi ne kadara malolur, Bali’de balayı kaça patlar gibi sorulara cevap bulabiliriz.

Fiyatları Amerikan doları üzerinden hesaplıyorum ki kalıcı olsun.

Bali’ye ulaşım: 450 dolar – 750 dolar

Bali’de konaklama: 10 dolar – 75 dolar (aslında ortalama kişi başı 30 dolara mis gibi yerlerde kalınıyor). 6 günde 180 dolar diyelim

Bali’de yeme içme: 10 dolar – 30 dolar (günde 2 öğün dışarıda güzel yerlerde yiyip gün içinde kahvemi de içeyim derseniz) günlük. 6 gün kalırsanız 60 – 180 dolar

Şoförle gezme: günlük 50 dolar (2 kişi veya daha kalabalık olursanız fiyat bölünür). 3 gün şoförle gezi 150 dolar

Aktivite ücretleri: 6 günde 50 dolar (8 dolara birkaç kere measaj yaptırıp Bali’deki meşhur salıncaklardan birinde sallandığınızı düşünün bir de dans gösterisine gitseniz bu kadar harcanabilir. Tapınak girişleri de 1-2 dolar tutabiliyor)

2 kişi vur patlasın çal oynasın bir tatili 2000 dolara rahatlıkla maledebilirsiniz. Ben aile tatili olarak planladığım için bütçeyi biraz yüksek tutmuş olabilirim. Siz tasarrufla çok daha ucuza getirebilirsiniz.

Bali’de yaptıklarımızı Instagram profilimin sabitlenmiş hikayelerinden de izleyebilirsiniz.

Bali konaklama rehberi ve otel önerileri için bu linke,

Bali’de gezilecek yerleri ayrıntılı olarak okumak için bu linke,

Bali’de yaşayabileceğiniz eşsiz deneyimler için bu linke,

Bali’ye çocukla gitmek isteyenlere önerdiklerim için ise bu linke tıklayabilirsiniz.

Son Yazılar
Bir cevap bırakın