Ayağımın Tozuyla | Seyahat ve Gezi Blog Sitesi

Singapur Gezi Notları

Yayınlanma Tarihi : 16-08-2016

Asya'nın standardı yüksek, modern, düzenli ve temiz şehri Singapur notlarıyla sizlerleyim.

2016 yılının ramazan bayramında Singapur ve Malezya'yı içeren gezi planımızı nasıl yaptık öğrenmek için buraya tık tık...

Singapur, haritada nokta gibi görünen bir Asya ülkesi. O küçücük noktada 5,7 milyon insan yaşıyormuş ama kalabalığı o denli hissetmiyorsunuz aslında.

Bir ada ülkesi olan Singapur, aynı zamanda bir şehir devlet. Yani ülke tek bir şehirden oluşuyor.

Yüzölçümü dar olunca adamlar kendini tamamen şehirleşmeye adamışlar, gelirlerini turizme bağlamışlar. Tarım filan yok bu ülkede.

Biraz otantik, biraz modern. İşte Singapur...

İklimi 12 ay ziyaret etmeye müsait bir yer Singapur. Belirgin bir yağmur mevsimi yok, ama her an yağmura yakalanma ihtimaliniz var :) Neyse ki bunun gezmeye engel olacak bir durum oluşturmadığı söyleniyor. Biz temmuzda gittik, hiç yağmur görmedik.

Giderken yazlık kıyafetlerinizi alıp gideceksiniz ama yanınızda mutlaka bir hırka bulundurun derim, çünkü kapalı mekanları deli gibi soğutuyorlar.

Gezerken Singapur'un yeni kurulmuş bir ülke olduğunu hissedebiliyorsunuz. Ülkede bir düzen, temizlik esas ve bunu kurallarla sağlamışlar. Singapur'a gitmeden önce bilmeniz gereken şeylerin başında buranın bir yasaklar ülkesi olduğu geliyor. Örnek vermek gerekirse: Yerlere çöp atmak veya tükürmek ağır cezalara tabi.

Sakız çiğnemek, sakız satmak, hatta ülkeye sakız sokmak yasak. Hal böyle olunca kaldırıma yapışmış pis sakız lekeleri görmüyorsunuz. Singapur'da sigarayı sadece belli yerlerde içebiliyorsunuz, ülkeye sigara sokmak da yasak. Metrolarda bir şey yiyip içilmiyor, hatta durianı içeri sokabileceğiniz yerler sınırlı. Durian meyvesi neydi hatırlamak için Tayland'da yemeniz gereken meyveler yazıma tıklayabilirsiniz.

Yasakların garip olanları da var: Asansöre işemek, tuvalete girdikten sonra sifonu çekmemek gibi... Asansörlerde çişi algılayan sensörler olduğu söyleniyor ama sifonu çekmeyeni nasıl yakalıyorlar bilemiyorum :) "Asansöre çiş mi yapılır?" diye soranları Avrupa metrolarındaki asansörlerinin kesif kokusunu hatırlamaya davet ediyorum.

Pornografi yasakmış Singapur'da, gay ilişki de öyle. Evin etrafında çıplak gezme yasağı gibi garip noktalara değinmişler, pes diyoruz.

Bu yasaklar sizi bozmuyorsa, "sakız çiğnemek hayat tarzımdır", "asansöre işemeden yapamam", "çıplak gezmek hobimdir" demiyorsanız, Asya'yı hiç görmediyseniz ve bu konuda hijyenik önyargılarınız, hatta yargılarınız varsa; kısacası Asya'ya temiz bir başlangıç yapmak istiyorsanız size Singapur'a gitmenizi önerebilirim.

Bebekle gezmesi de gayet rahattı. Kaldırımlar bebek arabası için elverişli, yollar kaymak gibiydi. Her yerde rampalar, asansörler vardı. Şehrin bu engelli ve bebek dostu yönü hayranlığımı kazandı.

Yasaklarla, kurallarla yepyeni bir ülke yaratmışlar ama maalesef kültür ve tarih sonradan kolayca oluşturulabilecek şeyler değil. Bu sebeple Singapur'u yapay bir avm cenneti olarak tanımlayabiliriz. En güzel yanı, çok hoş bahçeler dizayn etmişler ve "bahçeler içindeki şehir" ünvanını haketmişler. Gezmesi keyifli bir şehir olarak hatıralarımda kalacak ama "mutlaka görülmesi gereken bir yer" listesine koyamıyorum kendisini.

Singapur halkı, Çinli, Malay ve Hintlilerden oluşuyor. "Singapurlu kime denir?" diye sorduğumuzda "Singapur'da doğmuş kişiye denir" cevabını alıyoruz. Bu anlamda biraz Amerika gibi. Ülkede İngilizce çok geçerli, zorlanmadan anlaşılıyor.

Singapur'a İstanbul'dan uçakla 11 saat uçarak varabiliyorsunuz. Türk vatandaşlarından vize istemiyor, şimdilik.

Yerel saat farkı Türkiye'den 5 saat ileride.

Para birimi Singapur doları S$ olarak gösteriliyor. Bizim gittiğimiz tarihte Türk parasının 2 katı gibi hesaplanıyordu (temmuz 2016). Biz yanımızda Amerikan Doları götürüp orada Singapur dolarına çevirttik. Yanınızda bir miktar nakit bulunması her zaman iyidir ama Singapur'da kredi kartı da yoğun olarak kullanılıyor.

Prizlerin farklı olduğunu okyup yanımıza dönüştürücü almıştık ama otellerdeki prizler her türe uygun tasarlanmıştı, hiç kullanmadık. Siz ev kiralayacaksanız lazım olabilir.

Trafiğin sağdan aktığını da vurgulamak isterim. 

Havaalanından Şehre Ulaşım

Singapur Changi Havaalanı'ndan Singapur merkeze ulaşmanın 3 yolu var. Tren, otobüs ve taksi.

Bu şehirde taksi çok pahalı değil. Biz, bebek ve eşyaları düşünerek taksiye bindik. Giderken 24 S$, dönüşte 15 S$ tuttu. Aradaki farkın sebebi de akşam saat 6'dan sonra taksilerin %30 oranında pahallanması. Süre olarak 25-30 dakika civarı tutuyor taksi ile ulaşım.

Havaalanından şehre ulaşım yolları ve fiyatları

Singapur Changi Havaalanı'nın özelliklerinden bahsetmeden de geçmeyelim. Güneydoğu Asya'nın en işlek havalimanlarından biri olup Skytrax'a göre 2016'nın en iyi havalimanı seçilmiş.

Burada yolcunun rahatı için pek çok şey düşünülmüş. Havaalanı içinde bahçeler dizayn edilmiş, bir kat tamamen eğlenceye ayrılmış. Uçağınızı beklerken görüp faydalanabilecekleriniz: PlayStationlar, Xboxlar, sinema salonu, film izleyebileceğiniz koltuklar, havaalani içindeki otelde cüzi bir miktar karşılığında duş alma, egzersiz yapma imkanı vs...

Changi Havalimanı içinde bahçeler dizayn edilmiş

Tabi tüm bunları Singapur'a vardığınızda değil, Singapur'u terkederken görüyorsunuz. Bence gayet ilginç, her havaalanında olmayan bir uygulama. Beğendim.

Singapur İçinde Ulaşım

Uygun bir lokasyon seçerseniz birçok yere yürüyebilirsiniz ama bir yerden sonra mutlaka taşıt ihtiyacı olacak. Çünkü hava çok sıcak! Tabii yorulacaksınız da.

Bu durumda Singapur'un müthiş modern ve temiz metroları devreye giriyor. Singapur metrosuna kısaca MRT de deniliyor. Metroya girip bilet makinelerinden nereye gideceğinizi seçiyorsunuz. Makine fiyatı hesaplayıp size bildiriyor. Aldığınız bileti hem binerken hem de inerken okutuyorsunuz.

Bu sistemin kötü yanı bir anda karar değiştirip "hadi 1 durak sonra ineyim" diyemiyorsunuz. Belki de diyebiliyorsunuzdur ama bilet makinesinde ek işlem yapmak lazım olur sanıyorum.

Veya toplu bilet alabilirsiniz Tourist pass şeklinde, ama biz bunu almadığımıza hiç pişman olmadık. Çünkü o kadar çok binmeye gerek kalmıyor ve arada taksiye binmek de isteyebiliyorsunuz.

Taksi bu ülkede pahalı bulmadığım tek şey sanırım. Biz kullandık bazen. Örneğin botanik bahçelerine metroyla neredeyse 40 dakikada 4.6 S$ vererek ulaşmıştık. Dönüşte taksiye bindik ve yol 15 dakika sürmedi, 8 S$ ödedik.

Metro her zaman daha ekonomik ama taksi seçeneği de aklınızda olsun. 3-4 kişi geziyorsanız taksi çok mantıklı olabilir.

Singapur öyle düzenli bir şehir ki taksileri istediğiniz yerde durduramıyorsunuz. Taksi bekleme noktaları var, o noktalarda sıraya giriyorsunuz. Turistik merkezden uzaklaştıkça taksileri yolda da durdurabilir oluyormuşsunuz.

Singapur'da Konaklama

Bu bölüm için ayrı bir yazı yazmıştım. Yine bu yazıda da değinmiş olayım, biz 3 gece Carlton Otel'de, 1 gece de Marina Bay Sands Oteli'nde kalmıştık. Singapur'un meşhur sonsuz havuzunda yüzebilmek için Marina Bay Sands'de kalmak şart. 

Sonsuz havuz Marina Bay Sands'in 57. katında

Carlton'un lokasyonundan, MBS'nin de aktivitelerinden çok memnun kalmıştım. 

Singapur otelinizi seçerken iyi bir yer bulmanın anahtarı metroya yakın olmak diyebilirim.

Bizim konaklama ayrıntılarımız için bu yazımı okuyabilirsiniz.

Singapur'da Gezilecek Yerler

Singapur 3 günde rahatlıkla gezebileceğiniz bir ülke. Daha uzun kalırsanız çeşitli eğlenceli aktivitelere ve tema parklara zaman ayırabilirsiniz.

Bizim 3 günümüz vardı, bebekle sıcağın bağrında yanmamak için çok aheste gezdik. Ama yetti diyebilirim. Neler yaptığımıza gelince...

Orchard Road:

Bağdat Caddesi kıvamında bir alışveriş caddesi olan Orchard Road dünyanın en pahalı caddelerinden biri. Bir sürü alışveriş merkezi yanyana dizilmiş, uzun bir cadde. Biz şööyle bir yürüdük. Bence alışveriş amacınız yoksa çok da bir numarası yok buranın.

Yanyana dizilmiş alışveriş merkezleri ile Orchard Road

Sadece bazı ara sokaklarını çok sevdim.

Emerald Hill Road sokağını çok sevdim

Emerald Hill Road sokağı

Böyle de şirin bir bar

Orchard Road'a ulaşmak için MRT'nin Orchard, Somerset, Dhoby Ghaut veya City Hall duraklarından birinde inebilirsiniz.

China Town:

Çinliler gittikleri her yerde bir mahalle kurup orayı turistik bir cazibe merkezi haline getirmeyi başarıyor. Daha önce de gördüğüm Çin mahalleleri olmuştu: New York, San Francisco ve Bangkok'takilerin ardından sıra Singapur'dakine gelmişti. Singapur'daki Çin Mahallesi, Bangkok'daki kadar sahici olmamakla birlikte diğer gördüklerimize göre daha temizdi.

Chinatown Singapore

Pagoda ve Smith Caddeleri arası en turistik merkez. Çin mahallesine ulaşmak için MRT'nin Chinatown durağında inmeniz yeterli.

Mahallede Çin işi hediyelik eşyalar satılıyordu. Örneğin göbeğine basınca bas bas bağıran oyuncak tavuklar çok eğlenceliydi bence. Ortada gezen çocuklar her yerde satılan bu tavukların göbeğine bastırmadan geçmiyorlardı. Ben de her gördüğüm yerde tavukları bağırtıp gürültü kirliliğine katkıda bulundum. Sonra dayanamayıp eve de aldım. Siz de çocuğunuz evde başınızı şişirsin istiyorsanız bu tavuklardan alın :)

Tavukların göbeğine bastırınca çıkardıkları ses çok komikti, her gördüğüm yerde bastım, güldüm, eğlendim

Tavuktan başka hediyelikler de vardı tabii ki

Çin yemeği yemek isterseniz buradaki food streette deneyebilirsiniz. Zira mekanlar devlet tarafından denetlendiği için temiz olduğu söyleniyor.

Alışverişten farklı olarak bir budist tapınak ziyaret etmek isterseniz Buddha Tooth Relic Temple ı ücretsiz olarak görebilirsiniz.

Buddha Tooth Relic tapınağının en üst katındaki bahçeye çıkın

Ve bu silindiri çevirip dilek tutun. 

Singapur'un en eski ve en önemli Hindu tapınağı Sri Mariamman Tapınağı da Chinatown'da. Açıkçası ayakkabılarımızı çıkarmak zorunda olmamız bizi bu tapınağa girmekten alıkoydu. Kabul ediyorum, bazen çok  sığ bir turist olabiliyorum :P 

Little India:

Buyrun burası da Küçük Hindistan. Gerçekten de diğer turistik noktalarla kıyaslandığında Singapur'un en ilkel bölgesi, ama hala daha Hindistan'dan çok daha temiz ve modern olduğuna eminim. Özellikle Kuala Lumpur'daki Küçük Hindistan'ı görünce Singapur'dakinin oldukça steril ve yapay olduğunu söyleyebilirim.

Singapur'da bir Küçük Hindistan

Buranın en önemli bölümü Serangoon Road ve civarı denilebilir.

Little India'da sanat

Bölgede Sri Veeramakaliamman Temple isimli Hindu tapınağı en önemli yapı ama biz yine ayakkabı çıkarmak istemediğimiz için girmeyi düşünmedik.

İçine girmesem de dışını epey inceledim, buyrun siz de inceleyin

Bir de ünlü alışveriş merkezi var Little India'da: Mustafa Center (Evet yanlış okumadınız, bizim Mustafa)

Mustafa Center bir çok girişi olan kocaman bir avm. Biz vitamin satan bölümden girdik, kuru bakliyat satan yerleri geçip kendimizi ayakkabı çanta ve bavul bölümünde bulduk. Ürün çeşitliliği inanılmaz.Gelin görün ki ürünler orijinal mi değil mi anlayamadım, muhtemelen değil. İçerisi dar ve sıkışık, pek şık bir yer değil ama ucuz olduğu için çok talep görüyor. Buradaki döviz bürolarının Singapur'daki en iyi kurdan bozduklarını okumuştum.

Mustafa Center, ucuz alışveriş merkezi

Küçük Hindistan'a ulaşmak için MRT'nin Little India veya Farrer Park istasyonlarından birinde inebilirsiniz. Farrer Park Mustafa Center'a daha yakın.

Kampong Glam:

Bu muhit Müslüman bölgesi gibi tanımlanabilir, Arab street isimli caddenin adıyla da anılıyor. MRT'den Bugis veya Lavender istasyonlarında indiğinizde Arab street'i bulmaya bakın. Sultan Camii tüm güzelliği ile karşılıyor sizi.

Sultan Camii ve Arab Street

Biz gittiğimizde ramazanın son günleriydi ve tam da iftar vakti buralardaydık. Muhitteki camilerde iftar yemeği verildiğini, insanların birlikte yemek yediğini gördük.

Arab Street üzerinde birçok türk restoranı göreceksiniz, yabancı ülkede yemek bulmakta zorlananlar burada bir şeyler yiyebilir.

Arab Street'in bir paralelindeki Haji Lane tasarım mağazaları ve sevimli butikleri ile sevebileceğiniz bir cadde.

Haji Lane caddesini seveceksiniz

Pazar gezmeyi sevenlerdenseniz Bugis Village isimli bölgeye de uğrayın. Tropikal meyvelerden deneme fırsatı yakalarsınız. Hangi tropikal meyveyi deneyeyim derseniz de bu yazıma tıklayın...

Clarke Quay:

Nehir kenarında yeme içme mekanları, yürüyüş ve alışveriş vaadeden canlı bölge. Bir akşam mutlaka burada olun, eğlenin coşun.

Clarke Quay'de nehir kenarında oturup keyif yapabilirsiniz

Biz Clarke Quay'de bir kafede oturup içeceklerimizi yudumlarken Ekin yan masaları kesiyordu. Bu vesileyle Singapurlu bir bayanla sohbete başladık. Türkiye hakkında pek çok sorular sordu, havaalanındaki patlamadan bahsettik vs... Ülkemizin bu tür olaylarla anılması gerçekten utanç verici, bunu bir yabancıyla konuşurken daha net algılıyorsunuz.

Neyse, yeni arkadaşımız (ismi Pearl) ertesi gün buluşup bize lokal yemekler denetmeyi teklif etti, biz de kabul ettik. Yeme içme bölümünde anlatacağım yerel yemek tecrübemiz için Clarke Quay bölgesinin birleştirici atmoferine ve Ekin'in sosyalliğine teşekkür ediyoruz.

Bu arada Clarke Quay'e ulaşım için aynı isimli MRT durağında inmeniz yeterli.

Geylang Bölgesi:

Biz gitmedik ama burası Singapur'un Red Light District'i olarak biliniyormuş. Kibar tabirle kadın ticareti yapılan yer burasıymış fakat gece hayatı için de öneriliyor. Güzel yemekler için lokaller de takılabiliyormuş Geylang'a.

Ulaşım için MRT durakları:  Aljunied, Dakota ve Paya Lebar 

Botanik parkı:

Singapore Botanic Gardens, Singapur'a gelmişken mutlaka görmeniz gereken harika bir bahçe.Tabii ki sıcakta gezmek biraz zor ama manzaralar müthiş.

Botanic Gardens'a giriş ücretsiz, ama parkın içindeki "National Orchide Garden" yani Orkide bahçesine giriş kişi başı 5 S$. Başka yerde bu kadar orkideyi bir arada görmek imkansız olmalı, o yüzden hiç acımayın 5 dolara.

Seyahat ederken en önem verdiğim şey yeni bir şeyler öğrenmektir. Orkide bahçesini gezerken etobur orkideler olduğunu öğrendim mesela, sinek ve böcek yiyerek yaşıyorlarmış.

Bu noktada ben gezerken öğrenen, siz okuyarak öğrenen oldunuz

Bahçeye Botanic Gardens metro istasyonunda inerek ulaşıyorsunuz. Bahçede gezmek bir yarım gününüzü alabilir. Yanınıza yiyecek bir şeyler de alın, piknik yaparsınız. Zira herkes öyle yapıyor. Biz subway sandiviçlerimizle oradaydık, Ekin ise sütüyle manzaralı piknik yaptı.

Marina Bölgesi:

Marina Bay Sands otelinin açılmasıyla canlanan Marina bölgesi Singapur'un çok modern bir yüzünü gösteriyor. Burada göze çarpan yapıların başında Singapur'un simgesi haline gelmiş ağzından su püskürten aslan heykeli Merlion geliyor.

Merlion heykeli

Merlion heykelinin olduğu yer "Merlion park" olarak geçiyor ama park gibi bir şey göremedik biz. Marina bölümüne bakan beton bir platform üzerinde duruyor heykel. Çok da müthiş bir yanı yok itiraf etmek gerekirse. Ama turistik pozlar verip eğlendim ben.

Bu pozu vermeyeni dövüyorlardı napayım...

Çok mantıklı hareketler değil ama yaptık bir kere...

Merlion'a gitmek için Raffles Place MRT istasyonunda inebilirsiniz. Veya Marina Bay Sands otelinden yürüyebilirsiniz.

Marina bölgesindeki Marina Bay Sands oteli sadece otel değil, içinde alışveriş merkezi, casino ve müze barındıran bir kompleks. Mutlaka içini gezin derim. Akşamları alışveriş merkezinin önünde bir ışık-su şovu yapılıyor. Wonder Full isimli bu şovun saatlerine şu linkten bakabilirsiniz.

Marina Bay Sands Oteli

Lazerli ışık şovu

Museum of Art Science da resimde gördüğünüz beyaz yapı. Marina Bay Sands otelinin bir parçası.

Marina Bay Sands otelinin 57. katı Skypark olarak anılıyor ve turistler buraya manzara izlemeye çıkıyorlar. Kişi başı 23 S$ dolar vererek siz de manzaranın tadına bakabilirsiniz. Veya benim buraya koyduğum fotoğraflar ile yetinebilirsiniz. (Biz bu otelde kalınca skyparka ücret ödemeden çıkmış olduk)

Skypark gündüz

Skypark gece manzarası

Marina Bay Sands oteli ve civarı için de Bayfront MRT istasyonuna yöneliyorsunuz.

Marina bölgesinin bir başka dikkat çekici binası da dikenli gibi görünen Esplanade isimli tiyatro binası. Binanın yapısı ünlü meyve durian şeklinde inşa edilmiş.

Gardens by the bay:

"Bahçeler içindeki şehir" demişler Singapur'a, boşa değil. Marina Bay Sands otelinin arkasındaki Gardens by the Bay Singapur'un önde gelen parklarından biri.

Gardens By the Bay

Parka giriş ücretsiz ama içindeki  Flower Dome ve Cloud Forest bölümlerini ziyaret etmek ücretli. Buralarda cam seraların içinde çeşitli bitkiler görüyormuşsunuz.

Parkın esas simgesi ise Supertree olarak bilinen 50 metre boyundaki ağaçsı heykeller. Herbiri kendi başına bir dikey bahçe olan bu yapay ağaçlar hem kendileri için hem de park için enerji üreten ekosistemler olarak tasarlanmış.

Bu ağaçların arasından yüreyebileceğiniz bir yol yapmışlar, ücreti 8 S$. Yürümek zevkli olurdu bence.

Ağaçların tepelerini birleştiren yola dikkat, orada yürüyebilirsiniz. Görsel kaynağı

Sosyal medyada gördüğüm onca fotoğraftan sonra söyleyebilirim ki Gardens by the Bay parkı akşamüstü ziyaret edilmeli. Biz gece gidebildik, evet ışıklandırma güzeldi ama fotoğraf çekmek çok zordu.

Botanik parkı ve Gardens by the Bay'in ardından hala park gezmek istiyorsanız Matrichie Reservoir Park ve Bukit Timah Nature Reserve isimlerini not edin, bu parklar da oldukça keyifli görünüyor.

Singapur Flyer:

Las Vegas'taki High Roller açılmadan önce dünyanın en büyük dönme dolabı Singapur Flyer imiş. Biz Marina Bay Sands'den görünen manzara ile yetinip binmedik ama siz binecek olursanız şu adresten fiyatlar konusunda bilgi sahibi olabilirsiniz. Bizim orada olduğumuz tarihte kişi başı 33 S$ idi.

Ulaşım için Mrt durağının ismi Promenade.

Hayvanat Bahçesi:

Singapur'un hayvanat bahçesi çok ünlü, özellikle de gece katılacağınız "night safari" tam bir turist aktivitesi. Gece safarisini beğenen var, beğenmeyen var. Ama hayvanat bahçesi herkes tarafından daha olumlu yorumlara sahip.

Singapore Zoo için 1 tam gün ayırmak lazım, çok büyükmüş.

Singapore Zoo'ya ulaşım için birkaç yol var, tarif için buraya tık tık...

Singapur'da parkların sonu gelmiyor, Singapur Hayvanat Bahçesi'nde göremeyeceğiniz kuşlar için ayrı bir park yapılmış: Jurong Bird Park. Buraya da 1 başka tam gün ayırmanız isabetli olur. Ulaşım için de Boon Lay istasyonunda inip 194 numaralı otobüse binmeniz gerek.

Hayvanat bahçesi, gece safarisi ve kuş parkı için kombine biletler satılıyor, fiyatlar için buraya tık tık.

Müze:

Öyle kültür sanat anlamında çok bir şey bulabileceğiniz bir yerde değiliz. En turistik müzesi Bras Basah metrosu yakınındaki Singapore Art Museum. Giriş 10 S$ mış, biz girmedik.

Sentosa Adası:

Singapur'a gelme amacınıza göre Sentosa'yı gezinizin merkezine de koyabilirsiniz, bizim gibi hiç uğramayadabilirsiniz. Sentosa, Singapur'un eğlence adası. Universal stüdyoları, Underwater world gibi tema parklar, maceralı aktiviteler var. Bizim bebeğimiz küçük olduğu için burada bir aktivite düşünmedik, dolayısıyla gitmedik. Ama çocuksuz çiftlere, yalnız gezginlere ve büyük çocuklu ailelere mutlaka 1 günü Sentosa'ya ayırmalarını öneriyorum. 

Denize girebileceğiniz plajlar da varmış, aklınızda olsun.

Sentosa'ya teleferik ile, tren veya otobüs ile ulaşım mümkün. Tüm seçenekler için buraya tık tık.

Sentosa'daki aktiviteler için de buraya tık tık.

Singapur'da Yeme İçme

Singapur yeme içme anlamında pahalı bir şehir. Biz ilk 2 gün uyduruk yemeklere 150-200 liraya tekabül eden paralar ödeyince biraz freni sıkıp sonlara doğru ucuza kaçtık.

Çoğu restoranda menüdeki fiyatı ödemiyorsunuz, hesaba %10 bahşiş ve %7 vergi ekleniyor.

Öncelikle Singapur'da Asya mutfağı ağırlıkta olsa da dünya mutfağından her şeyi bulmanız mümkün. Mekanlar temiz görünüyor, yemeye çekinmiyorsunuz.

Singapur'da restoranlarda ve özellikle publarda bir Alman esintisi sezdik. Alman biralarına bayılıyorlar.

Bizim yediğimiz restoranlar:

Marche Mövenpick'de krep, Namnam'da Vietnam'ın meşhur pho beef çorbası, Arab street'teki Dervish restoranda kebap ve avmlerin food courtlarında tavuk-pilav içerikli Asya yemekleri şeklindeydi.

Pho beef çorbalarımız, çok severiz

Bir gün de MBS alışveriş merkezinin içindeki Cold Storage marketinden sandiviç alıp marina manzarasına karşı yemiştik.

Clarke Quay'deki bir kafede otururken tanıştığımız arkadaşımız Pearl, bize Singapur'da yememiz gereken 3 şey olduğunu söyledi: 1- Chilli Crab (acılı yengeç), 2- Satay (çöpşiş gibi, sadece sosu tatlımsı) ve 3- Chicken and rice (tavuk pilav)

Bizce liste gayet makuldü, hepsi yiyebileceğimiz şeyler gibi duruyordu.

Singapurlular da birçok millet gibi evde yemek yapmayı sevmiyor, dışarıda yiyip eve gidiyorlar. Her gün de birbirinden pahalı restoranlara gidip yemiyorlar elbet, e Bangkok gibi sokak yemeği de görmüyorsunuz etrafta. Peki ne yapıyormuş Singapurlular?

Hawker Center isimli pasaj görünümlü yerlerde yemek yiyorlar. Bu pasajlarda yiyecek satan ve pişiren büfeler yan yana dizilmiş, yemeğinizi alıp dışarıdaki masalardan birinde oturup yiyorsunuz. Veya masanızı ve yemeğinizi seçiyorsunuz, pişiren yer yemek hazır olunca getiriyor masanıza. Fast food usulü.

Hawker Center dedikleri. Görsel kaynağı

Bu hawker centerlardan Singapur'un birçok yerinde var, hatta algıda seçicilik oluştuğu için Malezya'da da gördüm. Arkadaşımız Pearl'ün bizi götürdüğü yerin ismi Old Airport Hawker Center idi.

Açıkçası bir turist olarak ben hayatta gidip burada yemek yiyemezdim. Hem gözüm tutmazdı, hem de ne seçeceğimi bilemezdim. Ama bir kez gidip tattıktan sonra herkese öneriyorum bu lokal tecrübeyi.

İlk bakışta çok elit görünmese de kesinlikle kötü değildi.

Yanyana dizilmiş büfelerden kocaman yengecimizi canlı olarak seçiyoruz, 10 dakika sonra masamıza pişmiş olarak gelecek olmasının verdiği garip hisle. Singapurlular asla donmuş yengeç tercih etmezlermiş. Pearl'ün önerileri ile çok ucuza masamızı donatıyoruz.

Chilli Crab, normalde pahalı bir yemek. Yemesi de biraz zahmetli, elleriniz epey kirleniyor. Clarke Quay muhitinde Jumbo isimli restoran ünlü bu yengeç konusunda.  Ben Ekin ağlarsa bakamam, rahat yemek yiyemem diye düşünerek Jumbo'dan yer ayırtmamış, chilli crab yemekten umudu kesmiştim. Ama Pearl bize bu açık hava yemekhanesinde crab ısmarlayınca denemeye karar verdim. Koskoca yengeç 30S$ idi,3 kişi paylaştık. Sağolsun Ekinciğim de müsade etti, sorunsuz yiyip bitirdim kendi payımı.

Ekin oyuncağı ile oynarken ben yemeğimi yiyorum. Yeşil içeceğim de şeker kamışı suyu

Satay dedikleri çöp şişe dizilmiş etler bence gayet hoştu. Tatlımsı sosu yadırgayabilirsiniz belki ama bizim damak tadımıza yakın olduğunu söyleyebilirim.

Satay dedikleri çöpşiş. Et tavuk karışık ve bu tabak 6,5 Singapur doları

Burada hayatımda ilk defa Stingray, yani vatoz yemiş oldum. "Denizden babam çıksa yerim" felsefesine çok uygun bir davranış olsa da sonradan "emziren annenin yemesinde bir sakınca var mıydı" diye telaşlanmadan edemedim. Yoktu sanırım, bir şey olmadı :) Üstündeki acı sosuyla pek bir beğendim vatozu.

Üzerinde soğan olan etler baharatlı vatoz

Hawker Center'da ellerimizle yediğimiz yengeçten sonra el yıkama ihtiyacınızı gidermeniz için masaya içinde su dolu kaplar getiriyorlar. Suyun içindeki misket limonlar elinizi yağdan arındırıyor, suda da durulama yapıyorsunuz. Tabii ki Türk kadınını tatmin eden bir temizlik sağlanmıyor. Pearl'e buranın lavabosu yok mu dediğimde "var ama görmek istemezsin" dedi, içeride sabun olacağını da sanmıyormuş. O yüzden Ekin'in ıslak mendilleriyle idare ettik.

Singapur'un ünlü içeceği Singapur Sling kokteylinden bahsetmeden de olmaz. Geçen sene 100. yılını kutlayan bu kokteyl Raffles Otel'de çalışan bir barmen tarafından icat edilmiş ve Singapur'un simge içeceği haline gelmiş. Biz de bu içeceği denemek için tam yerine, Raffles Otel'in Long Bar isimli barına gittik.

Raffles otel çok lüks, elit bir otel. Prens William ve Kate Middleton Singapur ziyaretleri esnasında bu oteli tercih etmişler. Ahşap yapısı ve beyaz görünümü ile etkileyici.  

Raffles Hotel, Singapur'un en iyilerinden

Raffles Otel

Raffles otel'in elit görünümünün aksine Long Bar bir o kadar salaştı. Kıyafet konusunda endişelenmiştim ama hiç kasmaya gerek yokmuş. Ortamı rahat kılan olay bence masada ikram edilen fıstık kabuklarının yere atılmasıydı. Raffles otele yakıştıramasam da herkes yapıyor diye ben de yediğim fıstıkları yere attım.

Long Bar'da yerler fıstık kabukları ile dolu

Singapur sling de hoş bir içkiydi, fakat Long Bar'da fiyatı oldukça pahalı. 31S$ ile şimdiye kadar içtiğim en pahalı içki rekorunu ele geçirdi.

Singapur Slingi çıkış noktası olan Long Bar'da denedik. Barda her masaya kabuklu yer fıstığı servis ediliyor.

Singapur'un yerel birası Tiger'ı da denemenizi öneriyorum.

Chijmes isimli merkeze de bizim otelin hemen karşısında olduğu için uğrama fırsatımız oldu. Burası içinde Katolik kız okulu da bulunan eski bir kilise iken şimdi içinde retoranların ve barların olduğu bir eğlence kompleksi haline dönüşmüş. Çok keyifli bir yer, uğrayın derim.

Son olarak size Singapur'da nereyi hangi sırayla gezdiğimizi de yazayım ki size planlama kolaylığı olsun:

1. gün: Cuma gece varış, otelin karşısında yemek ve yürüyüş

2. gün: Orchard Road, Chinatown, Little India ve Arab Street. Akşam Clarke Quay

3. gün: Botanik parkı, Raffles otelde Singapur sling içimi, akşam Pearl ile lokal yemek

4. gün: Marina Bay Sands avm gezisi, Merlion heykeli, sonsuz havuz, MBS önünde su şovu ve Gardens by the bay 

Biz zamanı oldukça kötü kullandık. Genelde öğlen çıktık otelden, gece 11'e kadar gezdik. Sabahları da değerlendirseydik Sentosa'ya da gidebilirdik, night safariyi bile sıkıştırırdık bir yerlere ama bebekle çok acele etmedik. Hiç alışveriş yapmadığımız için bu zamanlama iyiydi ama alışverişe dalacaksanız programı değiştirmeniz gerekebilir.

Tema Parklara doyamadıysanız Hello Kitty Town ve Legoland'a ev sahipliği yapan Malay şehri Johor Bohru tam Singapur sınırında. Burayı da plana ilave edebilirsiniz. 

Bu çok uzun yazımı okuduğunuz ve Singapur anılarıma ortak olduğunuz için çok teşekkür ederim. Langkawi gezi notlarımla çok yakında sizlerleyim, sevgiler...

Singapur Hatırası

Yorumlar ( 7 )
  1. metin islamoglu
    17-08-2016
    BIrcok gezi blogu takip ediyorum ama sizin kadar akicisina az rastladim. 3 hafta sonra esimle singapura gidecegiz yaziniz bizim icin cok faydali oldu. Bir hafta kalacagiz sizin tavsiye ettiginiz tum yerleri gormeyi planladik. Bir sonraki gezi yazinizi merakla bekliyoruz. Saygilar
  2. Didem
    17-08-2016
    Melikecim çok güzel ve ayrıntılı yazmışsın. ekinin sosyalleşmesi bitirdi beni, çocuk çekirdekten yetişiyor gezgin olacak kesin canım.
  3. dh yatçılık
    18-08-2016
    gERçekten eğlenebilmek için bazen mantıksız hareketlerde yapmak gerekiyor evet. ayrıca dayak yememek için gerekli pozları vermekte gerek yeri geldimi :)) Singapur'u birkez gezdiğinizde "şehir" kelimesini her duyduğunuzda aklınıza gelecek olan il yer olacaktır.. Çok keyifli bir makaleydi teşekkürler.
  4. Baran
    19-08-2016
    Gezi bloğunuzdaki içeriğin doyuruculuğu ve akıcılığı gerçekten çok guzel. gezilerimden once blogunuza bakip gezi planım için ön bir fikir elde edebiliyorum. Umarim bütün dünyayı gezip yazarsınız :P
  5. Engin demır
    30-08-2016
    Merhabalar, sizlere şiddetle singapur'u önermiştim, yazınızı okudum, gerçekten gene iy analiz etmiş ve uygulamışsınız. Özellikle küçük bebekle çok daha zor olsa gerek. Dana önceki davetim tekrar geçerli, kastamonu cide ilçesi, denizkonak köyünde misafir konaklama eviniz her zaman hazır.
  6. Sevilay
    30-08-2016
    Cok keyifli bir gezi yazisi olmus.eylul basinda biz de oraya gidecegiz.oldukca bilgilendim.tesekkurler...
  7. Yorum yazan herkese teşekkür ederim, Engin Bey, umarım yolum düşer Denizkonak'a da. Biraz araştırdım, heveslendim açıkçası :)
Yazımı nasıl buldunuz? Yorumları alayım :)
2+5 = ?
İlgili Bloglar