Hamilelikte Seyahat İpuçları

Hamilelikte Seyahat İpuçları

Seyahat etmeyi çok seven ve bunu yaşam biçimi haline getirmiş çiftlerin ortak bir sorunu var: Ne zaman çocuk yapacağız?

“Durun biraz daha gezelim”, “Küba’ya da gideyim öyle hamile kalayım” diyen çok kişi var eminim. Ve siz de emin olun, 2 sene öncesine kadar ben de sizden biriydim!

Hamileyken gezemeyeceğimi, çocuğum olunca hepten eve tıkılacağımı sanıyordum. Çünkü toplum bize böyle olması gerektiğini öğretmişti. “Şimdi gezin gezebildiğiniz kadar, bebek olunca evdesiniz” lafını kaç kişiden duydum bilmiyorum.

Biz Türkler hamileyken evde oturmamız gerektiğini sanalım, yabancılar hamilelikte gezmeye isim bile vermiş. Babymoon kelimesini duymuş muydunuz? “Honeymoon” yani balayı kelimesinden türetilmiş bu terim, bebek sahibi olmadan eşinizle çıkacağınız tatile deniyor. Böyle bir terim türetildiğine göre tabii ki hamileyken de gezilebilir.

Bizim “babymoon”larımızdan biri

Geçen haftalarda Thy uçağında dünyaya gelen bebek haberi hepimizin çok ilgisini çekti. Hamileler uçağa binebilir mi? Riskler neler? gibi sorular belirdi kafada.

Ben de hamile iken deniz aşırı seyahatler gerçekleştirmiş, 1.5 yaşındaki bebeğiyle 10 ülkeyi geride bırakmış biri olarak tecrübelerimi; ve eczacı kimliğimle de bildiklerimi dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım bu yazımda. Umarım gezmek isteyenlere cesaret verebilirim.

Hamilelik bir hastalık dönemi değil, bir geçiş ve hazırlık süreci. Herkesin hamileliği kendine özel. Bazı kişiler hamileliği “karnı şişmese anlamayacak” kadar rahat geçirirken, bazılarıysa mide bulantıları ve düşük riskleri ile mücadele etmek zorunda kalabiliyor.

Hamileyken ziv ziv gezeceğiz, sınırları zorlayacağız diye bir şart yok. Bence buradaki en önemli şey hamile kişinin kafasının rahat olması. Uzmanlar huzurlu bir hamileliğin bebekler üzerinde çok olumlu etkileri olduğunu savunuyorlar.

Madem hamileliğimizi mutlu geçirmemiz önemli, o zaman sevdiğimiz şeyleri yapmaya devam etmeliyiz değil mi? Eğer herhangi bir sağlık problemi olmayan, midesi bulanmayan ve düşük riskini geride bırakmış, tansiyon ve şekeri dengede bir anne adayı iseniz seyahat etmeye de devam edebilirsiniz.

Kafa rahatlığı önemli diyorum ya, “Panik olurum, gezemem” diyen yine gezmesin, ama “seyahatsiz yapamam” diyene de bir engel yok.

Zira ben rahat kişiliğim sayesinde hamileyken de güzel anılar biriktirmeye devam ettim, başıma da bir şey gelmedi. Evet gezi tempom düştü, tuvaletleri daha sık ziyaret eder oldum ama durumu kendime göre modifiye ederek hiçbir şeyden geri kalmadım. Yazının devamında anlatacağım…

Hamileliğin hangi evresinde gezilebilir?

Toplamı 40 hafta sürmesi gereken hamilelik dönemi 3 bölüme ayrılıyor.

1. Trimester (13. haftaya kadar) bebeğin rahme tutunup organ geliştirdiği dönem. Çok seyahat dostu bir zaman dilimi değil, çünkü bu haftalarda bebeği düşürme riskiniz var. Bir de siz hamileliğe alışmaya çalışıyor olacaksınız. Mide bulantıları, halsizlik ve devamlı uyku hali bu döneme özgü çok yaygın belirtiler.

Herkesin hamileliği farklı seyrediyor. Sizin mideniz bulanmıyorsa, kese rahmin doğru yerine yerleşmişse tabi ki gezebilirsiniz. Belki doktorunuz düşüğü önlemek için ekstra önlemler almanızı isteyebilir.

2. Trimester, yani 13.-26. hafta arasındaki dönem hamileliğin en güzel zamanı. Eğer hamileliğinize bir seyahat sıkıştırmaya niyetliyseniz bu aralıkta bir zamanı seçmeniz isabetli olacaktır.

Mesela ben ilk trimesterde kendimi çok iyi hissetmezken 17. haftadan itibaren bir yerlere gitmek için can atıyordum.

3. Trimester ise hareket kabileyetinin azaldığı, kütle olarak büyüdüğünüz bir dönem. Bence 26’dan 30’a kadar yine gezilebilir ama özellikle 32. haftadan itibaren doğum yapacağınız yerde takılmanız mantıklı olacaktır.

Hamilelikte seyahate engel olabilecek basit sağlık sorunları ve alınabilecek önlemler:

Ciddi düşük riskleri, pıhtılaşma problemleri, tansiyon yüksekliği ve şeker hastalığı durumlarında elbette doktorunuzun onayını almadan bir yere kıpırdamayın. Ama çok ciddi bir sağlık probleminiz yoksa basit önlemlerle seyahat etmeye devam edebilirsiniz. Başınıza gelebilecek bazı ufak sorunlardan bahsetmek gerekirse:

Mide bulantısı: Doktorunuzun önerdiği bulantı hapı kullanılabilir, zencefil içerikli şeker – pastiller emebilirsiniz. Yine ilaçsız bir önerim bulantı bilekliği kullanmak olabilir.

Yanınızda bulantınızı bastıracak yiyecekler bulundurmanız çok iyi olacaktır. Ekşi şeyler, leblebi ve çubuk kraker bu konuda ilk başvurulan yiyecekler. Zaten mideniz bulanmasa bile yanınızda atıştırmalık bulundurmanız yararınıza olacaktır.

Düşük riski: Doktorlar bazı durumlarda gebelere progesteron hormonu içerikli takviyeler verebilir. Örneğin ben bunları 9. haftada çıktığım Tayland – Komboçya seyahati sırasında önlem olarak kullanmıştım, dönüşte bırakmıştım. Tabii ki doktorum böyle uygun gördüğü için kullandım, siz de doktorunuza danışmadan kullanmayın.

Tromboemboli riski: Gebelikte pıhtılaşma mekanizmasının farklı çalışması ve kanın damar içinde pıhtılaşarak bu pıhtının bir damarı tıkama ihtimali çok önemli bir risk. Uçaklarda bu riskin arttığı söyleniyor.

Bundan korunmak için bol su içmek ve sık sık hareket etmek şart. Ben uzun uçuşlarda en az 2 saatte bir yerimden kalkıp dolaşıyordum. Aslında sadece uçuşlarda değil, hamilelik boyunca her yerde bol sıvı tüketimi ve yürüyüş çok önemli.

Bazı doktorlar uçağa binen hastalara kan sulandırıcı ilaçlar veya iğneler kullandırıyorlar.

Ben 33. haftada Amerika’ya uçmuştum. Benim doktorum böyle bir takviye önermedi ama doğum sonrasında Amerikalı doktorum dönüş uçağından önce asetilsalisilik asit kullanmamı istedi. Uçağa binerken kan sulandırıcı iğne yaptıran arkadaşlarım da var.

Bel ağrısı: Vücut alışkın olmadığı bir ağırlığı taşıyor, bel bunu her zaman kaldıramıyor. Eli mahkum dinlene dinlene gezilecek. Çok kilo almamaya çalışmak bunun için alınacak bir önlem.

Ayakların şişmesi: Akıp giden damarların ortasına kocaman bir top yerleştirince dolaşımın aksadığını anlatmıştı doktorum. Dolaşımın aksaması da ayaklarda ödeme sebebiyet veriyor. (Kabaca anlatmak gerekirse)

Benim ayaklarım da şişerdi, özellikle eczanede yoğunluk olan günler ve çok ayakta durduğum zamanlar. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde yapılan uzun uçuşlarda da ayakların şişmesi kaçınılmaz son.

Ben hamileyken 2 kere uzun uçuş gerçekleştirdim. Bunlarda dolaşımı düzenlemek için “seyahat çorabı” giymiştim. Diz altı varis çorabının daha düşük basınçlısını düşünebilirsiniz. Yararı oldu mu bilmem, yine de şişkinlik oluştu bir miktar.

Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde oluşan bu hadise için alınabilecek diğer önlem yine yavaş bir tempoda gezmek ve ayakkabılarınızı en rahatından seçmek.

Sık tuvalete çıkma gereği: Hamilelikte bol molalı yolculuklar şart. Eğer mola verecek bir yer olmasaydı yaşlı ve hastaların giydiği emici külotlardan edinmeyi düşünmüştüm ama gerek kalmadı 🙂

Uçağa bindiğinizde ise koridor kenarı bir koltuk seçmek daha rahat oluyor. Çünkü sık sık kalkıp dolaşmanız ve lavaboya gitmeniz gerekebiliyor.

Gireceğiniz tuvaletlerde hijyen koşulları her zaman çok ideal olmayabilir. O yüzden antibakteriyel mendilleri yanınızdan eksik etmeyin.

Uyku hali: Yorgunluk, halsizlik, devamlı uyuma isteği yaşam enerjinizi sömürüyor olabilir. Buna yapacak pek bir şey yok aslında. Genelde ilk trimesterde yoğun olur, sonrasında geçer. Doktorunuzun izin verdiği ölçüde kahve tüketebilirsiniz.

Kokulara karşı hassasiyet: Böyle bir sıkıntı oluşursa yanınızda bulunduracağınız bir şala veya mendile sevdiğiniz bir kokuyu sıkıp onu koklamak sizi bir nebze rahatlatabilir. Özellikle naneli kokular ferahlatıcı olabilir.

Havanın daha sıcak gelmesi: Hamileliğin en güzel yanı pek üşümemek olsa da sıcakta durumlar biraz can sıkıcı olabiliyor. İnce kıyafetler giymek, yanınızda yedek bulundurmak mantıklı. Rahat giyinmek gerektiğini söylemiyorum bile…

Aklıma gelen sorunlara alternatif çözümler sundum. Sizin alternatif önerileriniz varsa yorum kısmına ekleme yapmak serbest 😉 Ama şimdi bırakalım bu sorunlu konuları, daha iç açıcı konulara gelelim:

Hamilelikte nerelere gidebiliriz? Ne tür tatiller yapabiliriz?

Bence en güzeli sıkıldıkça araba ile en fazla 3-4 saat mesafedeki oksijeni bol yerlere kaçamaklar yapmak. Evinize yakın bu tür yerler candır. Hamileyken güven verir. Hem de beslenme alışkanlıklarınızı çok değiştirmemiş olursunuz.

“Yok ben uzakta bir yere gitmek istiyorum” diyene de, önceden planını yapmış olana da engel yok; sadece konfor düşük olacak bunu kabullenmek lazım.

Yurt dışı tatili planlıyorsanız Avrupa, Amerika gibi hijyenik yerlere gitmek mantıklı bir fikir. Bence bu dönemde turlara katılıp haldır huldur gezmektense gezilerinizi kendiniz planlayın. Yunan adalarını yorulmadan gezebilirsiniz mesela, veya Avrupa’da bir şehir seçip altını üstüne getirebilirsiniz.

Rodos’tayım

Hamilelikte Asya’ya gitmek ise teknik olarak çok sıkıntı yaratmasa da, oradaki kokuların farklılığı ve yemek çeşitlerinin her damağa uymaması seyahatleri biraz zorlaştırabiliyor.

Afrika’ya veya Asya’nın belli bölgelerine giderken sıtma riskinin olup olmadığı seyahat sağlığı ofislerinden sorgulanmalı.

Hamileyken elbette uçağa binebiliyoruz, ama hamileliğin kaçıncı haftasına kadar uçağa binilebilir? Havayollarının bu konuda bazı kuralları var. Örneğin Türk Hava Yolları’nın sitesinde şöyle der:

Tek bebeğe hamile olan yolcularımız, 28. haftanın başından 35. haftanın sonuna kadar kendi doktorlarından aldıkları “uçakla seyahatinde herhangi bir sakınca yoktur” ibaresi yer alan raporla seyahat edebilirler. Otuz altı hafta ve sonrasında ise doktor raporu olsa dahi hamile yolcuların seyahatine izin verilmez.

İki veya daha fazla bebeğe hamile yolcularımız ise 28. haftanın başından 31. haftanın sonuna kadar kendi doktorlarından aldıkları “uçakla seyahatinde herhangi bir sakınca yoktur” ibaresi yer alan raporla seyahat edebilirler. Otuz iki hafta ve sonrasında ise doktor raporu olsa dahi hamile yolcuların seyahatine izin verilmez.

Doktordan alınan bu raporların en fazla 1 hafta geçerli olduğunu unutmamak lazım. Yani, raporun tarihi ile uçuş tarihi arasında 1 haftadan fazla olmasa iyi olur.

Havaalanlarındaki metal dedektörleri de gebelerin oldukça kafasını kurcalıyor. Çoğu kişi bunları “x-ray” zannediyor ama aslında x-raydan geçen bizim çantalarımız. İnsanların geçtiği metal dedektörlerinin bir zararı olmadığını okumuştum, doktoruma da onaylatmıştım. Yine de çoğu zaman güvenlik görevlilerinden elle arama talep ettim. Bazen uğraşamayıp geçtiğim de oldu.

Hamileyken denize, havuza girebilir miyim? Yüzmek gebelere rahatlıkla önerilen bir egzersiz. Ben havuza girmedim, pek önerilmiyor. Ama denize çok girdim. Zaten sahilde yaşadığımız için her hafta yüzdüm, deniz tatillerine çıktım, tekne turuna bile katıldım. Burada en çok dikkat ettiğim şey idrar yolu enfeksiyonuna yakalanmamak için ıslak mayo ile dolaşmamak, ıslak şezlonglara, minderlere oturmamak oldu.

Hamile iken her şey dahil bir otele gidip yan gelip yatmayı da düşünebilirsiniz. Ben bunu da yaptım. Fakat bu opsiyon da çok masum değil, çünkü çok yiyip kilo alma tehlikesi ile karşı karşıyayız!

Ben hamileyken nerelere gittim? Nasıl tatiller yaptım?

Benim hamileliğim yaza denk geldiği için yoğun geçti. Genelde yakın yerlere arabalı seyahatler yaptık. Fikir vermesi açısından örnekler vermem gerekirse:

9-10. haftalarda Kamboçya ve Tayland: Normalde bu haftalarda bu kadar uzak yerlere gitmek pek akıllıca değil ama önceden planlanmış bir seyahatti ve iptal etmemi gerektirecek kadar sorunlu bir hamilelik geçirmiyordum. Ev poğaçalarımı Kamboçya’da ara öğün yaptım, Phuket’te leblebilere boğuldum. Bangkok’da ise sıcaktan kavruldum! Ben kendi adıma iyi ki gitmişim diyorum ama herkese tavsiye de etmiyorum 🙂 Bu gezimin detayları için tık tık…

16. Hafta-Pamukkale: Bir arkadaşımızın düğünü için gitmiştik, travertenlere çıktım tabii ki.

18. Hafta – Ayvalık: Evimize 4 saat uzaklıkta olan araba ile gittiğimiz bir haftasonu kaçamağıydı. Okumak isterseniz tık tık…

20. Hafta – Rodos: Ramazan Bayramı tatilini değerlendirmiştik. Marmaris’e araba ile gidip feribotla Rodos’a geçmiştik. Ayrıntılar burada.

Rodos tatilinden hemen önce Ankara’ya vize görüşmesine uçakla gitmiştim.

22. Hafta – Samos: Tekne ile gitmiştik, hafta sonu kaçamağı

26. Hafta – Selimiye: Yine evimize 3 saat uzaklıktaki can yerlerden birine kaçmıştık. Burada paletlerimle saatlerce yüzmüş, tekne turuna bile çıkmıştım. Bence okuyun 🙂

30. Hafta – Bodrum: Biraz yoğun çalışıp yorulduğum için ve belim ağrıyor diye fazla uzaklaşmayayım demiştim, bana pek yakışmasa da kendimi her şey dahil bir otele atmıştım. Açık büfe ile imtihanım nasıl geçti öğrenmek için buyrun Bodrum tatilimizin linkine…

33. Hafta – San Diego: Hamileyken çok uzaklara gitmememin bir sebebi de sonlara doğru doğum için çok uzaklara gidecek olmamdı. San Diego’yu çok sevdim, hamileliğin son günleri için cennet gibiydi. Okumak isterseniz tık tık…

35. Hafta – Las Vegas: Ve artık son seyahatimiz, jübilemiz, son babymoon umuz San Diego’dan arabayla 5 saatte ulaştığımız Las Vegas. Notlarım burada.

Benim hamilelik ve seyahat maceram bu şekildeydi. Peki ya sizinki nasıldı? Eklemek istedikleriniz olursa, benim aklıma gelmeyen noktalara değinmek isterseniz yorumlarınızı beklerim.

Seyahat temalı baby shower partimi okumak için buraya tık tık…

Herkesin bebeğini sağlıkla kucağına almasını dilerim… Mutlu günler 🙂

 

İlgili Yazılar
Yorum ( 8 )
  1. Gözde
    22 Nisan 2017 at 16:45
    Cevapla

    Yazınız her zamanki gibi çok güzel ve aydınlatıcıydı:)) Uçak seyahati için radyasyonu önleyici külotlar varmış, özellikle uzun seyahatler için tercih edilebilir belki. Sizin kadar gezemesek de yine de gezmeyi seven bir çiftiz:) Hamile kalmadan önce hayatıma aynen devam edeceğim diyordum olmadı:( 14 haftalık ikiz bebeklere hamileyim, ama ne yazık ki rahat bir hamilelik geçirmiyorum, şuana kadar 4 haftalık yatak istiharati yapmak zorunda kaldım., bu hafta da yine istiharat. Özetle gezemiyorum, gezmeyi bırakın dışarı bile çıkamıyorum:( Ama sizin yazılarınızı merakla takip ediyorum:))

    • Melike Kutlay
      23 Nisan 2017 at 00:23

      Cok tesekkur ederim Gözde, radyasyon külodunu duymamıştım 🙂 İkiz Bebek taşımak kolay degil, umarım ilerleyen süreçte biraz daha rahatlarsın. İstirahat devam etse bile ileride ikizlerinle bol bol gezeceğini hayal et 😉 Gezenti anneyi biliyorsundur, ikizlerle her yerde. Kısacası her şey güzel olacak ❤️ sağlıkla gelsin bebekler, sevgiler benden kocaman.

  2. Yağmur
    23 Nisan 2017 at 03:30
    Cevapla

    İşte beklediğim yazı 🙂 Bu zamana kadar tüm gezilerimizde yazılarınızdan çok faydalandık, öncelikle teşekkürler. Şu an 13 haftalık hamileyim ve bir an önce gezilere devam edebilmek için eşimi ikna etmeye çalışıyordum ki yazınızı gördüm. Umarım en kısa ve uygun zamanda biz de kaldığımız yerden devam ederiz. Ekin’le iyi gezmeler 🙂

    • Melike Kutlay
      23 Nisan 2017 at 10:49

      Sağlıklıysan, hevesliysen neden olmasın? Tadını çıkar bu dönemin ❤️ sevgiler benden, Bebek sağlıkla gelsin 😘

  3. didem atcioglu
    24 Nisan 2017 at 15:24
    Cevapla

    Melikeciğim, bu yazı birçok kişinin ihtiyacı olan, onları gezmeye heveslendirecek bir yazı olmuş. Bende senin gibi düşünüyorum, hamileyken eğer fizyolojik bir zorunluluk yoksa evde durmaya ne gerek var 🙂 Bende hamileyken senin gibi gezenlerden oldum. Ayrıca gebelik boyunca yaptığım spor ve yürüyüş sayesinde gezilerime de antrenmanlı çıkmış oldum. Uzun yolda eğer imkan varsa benim önerim business clasta yatak olan koltukları tercih etmek, çünkü ödem hamile olup olmadığına bakmıyor, uzun yoldaki basınçta ayaklarına oturuveriyor, birde hamile olduğunu düşündüğümüzde yük ikiye katlandığından ayaklar çok şişiyor. Ve gidilen yerde ayak masajı, dolaşımı arttıracağından ödemin geçmesini hızlandırabilir. Ayrıca uzun uçuş öncesi kan sulandırıcı ilaçlar iyi olabilir, doktor kontrolünde tabi. Eğer gezi yazın yapılacaksa şapka kullanmak ve güneiş kremini daha sık sürmek gerek, hamilelerde lekelenme olmasın diye. Ve tabi ki gidilen yerde bol bol fotoğraf, çünkü bir daha hem hamile olup hem de aynı yerlere gidilme ihtimali az, değerlendirmek lazım. Yazılarını bekliyorum Melikecim.

    • Melike Kutlay
      24 Nisan 2017 at 15:27

      Güneş kremini atlamışım çok iyi söylemişsin canım. Business tercihi ve ayak masajı çok iyi fikir. Tayland’da ben de yaptırmıştım ayak masajı, bir iyi gelmişti ki sorma 😀

  4. Kemalettin Gecit
    25 Nisan 2017 at 08:27
    Cevapla

    Biz saf gibi evde oturmustuk ki Finlandiya da aylarca izin veriyorlar dogum öncesi. Korktuk bişey olur diye :/

    • Melike Kutlay
      25 Nisan 2017 at 13:10

      E olsun, bir dahakine 😉 İç rahatlığı önemli.

Yazımı nasıl buldunuz? Yorumları alayım :)