Antakya Gezi Notları

Antakya Gezi Notları

Hatay ilinin merkez ilçesi Antakya’ya düştü geçen haftasonu yolumuz.

Bu sefer hayırlı bir iş için oradaydık 🙂 Canım kuzenim Oya ile Antakyalı sevgili Ali’yi mutlu günlerinde yalnız bırakmamalıydık. Biz Olgun ile cuma akşam uçağı ile gittik. Annem, babam ve Hale ertesi gün aramıza katıldı.

Bu benim Antakya’ya 2. gidişimdi aslında. İlki 2010’da yaptığımız Gap turu esnasında bir kaç saatlik “geçerken uğrama” şeklindeydi. Bu gittiğimde daha ayrıntılı görme imkanı buldum.

Hatay-Antakya karmaşasına bir açıklama getirmek gerekirse: Hatay tüm ilin adı. Hatay ilinin merkez ilçesi Antakya, en büyük ve kalabalık ilçesi ise İskenderun.

Hatay ili

Biraz da tarih bilgimizi güncellersek, Hatay ili aramıza en son katılan ilimiz. 1939’da Türkiye Cumhuriyeti’ne dahil olmuş. 1937-1939 yılları arasında bağımsız Hatay devleti iken kendi istekleri ile Türkiye’ye dahil olmuşlar. Roma imparatorluğu dönemlerinde Roma ve İstanbul’dan sonra dünyanın en kalabalık 3. şehriymiş Antakya.

Antakya’da kültürel çeşitlilik had safhada. Müslümanlardan aleviler, sünniler, araplar ve türlü mezheplerin bir arada yaşaması bir yana, hatrı sayılır çoğunlukta Hristiyan ve Musevi de var bu şehirde. Hepsi beraber barış içinde yaşıyorlar. Tüm Türkiye’ye örnek olması gereken bir hoşgörü tablosuna şahit olduk.

Hatay’da dinlerin kardeşliği

Şu aralar siyasi atmosferden etkilenmiş bulunuyor burası, Hatay ili Suriye sınırında olduğu için savaş mağduru Suriyeliler Antakya’da kendine yeni bir yaşam kurmuş durumda. Hükümetin bu politikasının iyi ya da kötü olması tartışılır tabii ki ama Hatay çok kültürlü ortama bu kadar alışkın olmasa binlerce Suriyeliyi zor kaldırırdı. Normal hayatın akışına dahil olanların yanısıra dilencilikle hayatını idame ettiren bir çoğunu gözümüzle gördük…

Antakya’ya nasıl gidilir?

Yakın yerlerde yaşamayanlar için en mantıklısı havayolu. Bence önümüzdeki sezon için şimdiden ucuz bilet kollamaya başlayın 🙂 Türk Hava Yolları ve Pegasus uçuyor Hatay Havalimanına.

Havalimanından Havaş ile kişi başı 10 liraya Antakya merkeze gidebiliyorsunuz. Taksi dolmuşlar da var, kişi başı 15 lira veriyorsunuz, 4 kişilik taksi dolunca hareket ediyor, sizi adrese bırakıyor.

Babamlar havaalanından araba kiralamışlar. Çevre yerleri de gezmeyi düşünüyorsanız iyi bir seçenek.

Antakya’da nerede kalınır?

Biz kuzenimin arkadaşlarında kaldık. Ev sahibimiz Ayfer ve Ateş’e çok teşekkür ediyoruz. Annemler öğretmenevinde kaldılar. Büyük ve yeni bir binası var öğretmenevinin. Bizimkiler memnun ayrıldı.

Konak tarzı bir çok butik otel var, Liwan Otel bunlardan biri. Yeri merkezi, binası tarihi… Lüks isterseniz de muhtemelen Antakya’nın en güzel oteli Savon Otel‘i tavsiye ediyorum.

Antakya içi ulaşım:

Hemen hemen her yere yürünebilir. Taksiye binmek isterseniz genelde fix fiyat 10 lira. Harbiye’ye giden dolmuşlar da var. Kolay bir şehir, sıkıntı yaşamazsınız.

Antakya’da gezilecek yerler:

St Piere kilisesi, dünyadaki ilk kiliselerden biri olduğu söyleniyor. Dağın eteğinde kayalara oyulmuş bir kilise. Antakya’ya ilk gidişimde uzaktan görmüştüm, bu sefer tadilatta olabileceği söylendiği için çıkmadık. Hristiyanlığın yayıldığı ve bu dine “Hristiyanlık” adının verildiği yer olduğuna inanılıyor. Katolikler için bir nevi hac yeri.

Hatay deniz kenarı bir il olmasına rağmen Antakya içerde kalıyor, denize kıyısı yok. İçinden Asi Nehri geçiyor. “İçinden nehir geçen şehirler güzel olur” yargısının yıkıldığı yerdeyiz… Asi nehri neredeyse kurumuş ve çok pis. Kenarında yürümek istemezsiniz, feci kokuyor. En kısa zamanda ıslah edilmesini umuyorum.

Asi Nehri, maalesef çok kirli

Atatürk Caddesi Asi Nehri’ne paralel bir cadde, en ünlü caddesiymiş ama biz pek görmeye değer bulmadık burayı. Caddenin bir ucunda Vali Göbeği var, parkında yeşil bir mola verilebilir. Diğer uçta ise eski meclis binası. Meclis binası şimdi gösteri salonu olarak kullanılıyor. Bir de Özsüt var bu tarihi binada.

Eski meclis binası

Atatürk Caddesi

Meclis Binasının karşı tarafındaki Antakya Arkeoloji Müzesi çok önemli bir mozaik koleksiyonuna sahipmiş. Müze ile ilgili ilk yorumumuz bakımsızlıktan yıkılıyor olduğu idi. Fakat sonradan öğrendik ki zaten müze taşınıyormuş. Modern, büyük bir binaya taşınacak olan müzede yıllardır bodrum katlarında saklanan eserler de sergilenecekmiş. Biz biraz erken gitmişiz Antakya’ya, inşallah siz gittiğinizde yeni binaya geçmiş olurlar da doyasıya gezersiniz.

Arkeoloji müzesi binası oldukça bakımsız, neyse ki taşınmak üzerelermiş

Arkeloloji müzesindeki lahit

Arkeoloji müzesinde mozaikler

Saray Caddesi yine Antakya’nın ünlü caddelerinden. Bazı binaları dökük olsa da bazıları çok hoş.

Asi nehri üzerindeki köprüden geçince

Saray Caddesi’ne ulaşıyorsunuz

Caddenin ortasında tarih beliriverdi

Eski ve yeni binalar da mozaik olmuş

Saray Caddesinin bitiminden eski Antakya evlerinin olduğu ara sokaklara dalıp oralarda kaybolun. Biz Oya’nın tavsiyesi ile ev yapımı şarap yapan eski bir evden restore edilmiş şirin bir kafeye oturduk. La mistik Cafe adlı bu yerin ortamını, müziklerini, çalışanlarının ilgi alakasını çok beğendik. Şarabı da süperdi, taşımaya üşenmedik bir şişe de eve aldık.

Eski Antakya Evi Leban Restorant içinde ev mutfak gereçleri müze gibi sergileniyordu

Leban Restorantı gezin

Eski Antakya Evleri

La Mistik Kafenin şarapları şiddetle tavsiye edilir

Ara sokaklarda gezerken Antakya’nın çok kültürlülüğüne dair ipuçlarına rastlıyorsunuz. Camilerin yanında kiliseleri gösteren oklar burası için çok olağan…

Türk Katolik Kilisesi

Ve hayatımda ilk kez Havra’ya girdim… İzmir’de de çok musevi yaşadığını biliyorum ama nedense ibadet yerleri hiç karşıma çıkmadı, veya ben dikkat etmedim. Burası daha küçük bir yer olduğu için gözüme çarptı, izin istedik ve içeri girdik. Herkesi almıyorlarmış sanırım. Havra, camiden de kiliselerden de daha gösterişsiz. En azından buradaki öyle…

Uzun Çarşı Antakya’nın en turistik yeri. Uzun ve kapalı, sağlı sollu yöresel ürünlerin satıldığı, kasapların ve künefecilerin olduğu renkli bir mekan. Alışverişinizi buraya saklayın. Pazar günleri bir çok dükkan kapalı.

Uzun Çarşı

Antakya Uzun Çarşı manzaraları

Kurtuluş Caddesi, yine Antakya’da önemli yerlerin bulunduğu bir cadde. Dünya’nın ışıklandırılan ilk caddesiymiş. Havra da bu caddedeydi, Anadolu’da yapılmış ilk cami olduğuna inanılan Habibi Neccar Camii de bu caddede. Biz nedense caminin içine girmedik, içinde medrese ve türbeler varmış.

Kurtuluş Caddesi

Antakya’daki cami minarelerinin şerefelerinin bizim Ege’dekilerden farklı olduğunu farkettik.

Habibi Neccar Camiisinin minaresi

Kurtuluş Caddesi’de yürüken bir de “Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi” levhası gördük. Her eczacının ilgi alanına girebilecek bu müzeye ben de kayıtsız kalmadım. Eski bir konağı restore etmişler, bazı odalara bitkilerin resimlerini, bazı odalara da son mamül olarak kurutulmuşlarını koymuşlar. Giriş 2 lira idi.

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi

Savon Otel de Antakya’da Kurtuluş Caddesi üzerinde. Eski bir sabun fabrikasından otele dönüştürülen bu mekanı görmelisiniz. Antakya’nın en güzel binası belki de. Bizim düğünümüz oradaydı, güzel bir mekan. Kalmak için de düşünebilirsiniz, olmadı bir kahve içmeye uğrayın.

Savon Otel avlusu

Ve Harbiye… Doğa ile içiçe, şalalerin aktığı yemyeşil bir yer. Anatakya’da olmazsa olmaz. Gelmişken yemek de yemek isterseniz güzel restoranlar var. Kahvaltı veya akşam yemeğini buraya ayırabilirsiniz.

Harbiye’de biz

Harbiye

Harbiye

Antakya’da ekstra zamanımız olsaydı Samandağı ilçesindeki Titus Tüneli‘ni görmek isterdim. Burayı bazı yönleri ile Ürdün’deki Petra’ya benzetenler olmuş. Bir Ermeni köyü olan Vakıflı Köyü‘nü ziyaret edip buradan organik ürünler almak da size düşer… Hıdırbey Köyü’ndeki Musa ağacı da görülmeden dönülmezmiş.

Antakya’da neler yenir? Antakya’da nerede yenir?

Antakya’da gezilecek yerleri çok çabuk bitireceksiniz. Antakya’nın yemekleri başlı başına bir ziyaret sebebi… Gurme turizminin en önemli duraklarından birindeyiz. Mümkün olduğunca fazla acıkmanızı tavsiye ederim.

Antakya’da yenilmesi gerekenleri sıra ile saymam gerekirse:

Mezeler: Humus, abagannuş, zahter salatası, oruk (içli köfte benzeri), katıklı ekmek ve daha niceleri…

Katıklı ekmek

Çarşı’daki Anadolu Restorant, Sveyka Restorant, Harbiye’de Boğaziçi Restorant, Kuzeytepe ve Döven Köyü’ndeki restoranlar  meze eşliğinde güzel yemekler yiyebileceğiniz adresler.

Kasapta kebap: Antakya’da bizim Ege’de alıştığımız kebap salonunda yemekten farklı bir adet var, kebaplar kasapta hazırlanıp fırına gönderiliyor, siz kasapta oturup bekliyor, kebabınızı da kasapta yiyorsunuz. Ben bu uygulamayı garipsedim ama Antakyalı arkadaşlarıma göre en normal şeymiş 🙂 Haftanın bir kaç günü kasaptan yemek söyleyenler varmış.

Ben gezerken internetten bulduğum Antakya’da yapılması gereken 10 şey yazısını rehber olarak kullandım. Orada Sağıroğlu Kasabını önermişlerdi. Biz de orada yedik. Sağıroğlu Kasabı Kurtuluş Caddesi’nde. Hem tepsi kebabı hem de kağıt kebabı yaptırdık. Tepsiyi daha çok beğendik. Sağıroğlu’nda ilgi süperdi, yemek güzel, hesap da ucuzdu. 2 kişi 20 tl hesap ödedik içecekler ile birlikte.

Sağıroğlu’nda kebabımız hazırlanıyor

Solda kağıt, sağda tepsi kebabı. Tepsideki daha soslu, daha güzel (bize göre)

Antakyalı arkadaşlarım daha sonra bana ulaşarak Mirioğlu Kasabını söylediler. Yerliler orayı daha çok beğeniyor anlaşılan.

Vedat Milor ise Uzun Çarşı içindeki Pöç Kasabı‘da yemiş.

Vedat Milor ile reklam yapmışlar

Tavuk döner: Biz maalesef yiyemedik. Buranın tavuk döneri bildiklerimizden değilmiş. Sosu çok özelmiş. Kebo diye bir restoran önerdiler. Hatta Antakyalı arkadaşım Derya “Kebosuz olmaz Melike” diyerek çok net bir mesaj verdi. Zaman kısıtımızdan dolayı Kebo’ya vakit ayıramadık. Yalnız Kebo’nun sloganına bayıldım: “Benim Aşkım Kebo, diyet düşmanı” 🙂

Döner: Saray Caddesi’nde Abdo Döner.

Künefe: İşte Antakya’nın starı! Tadı damağınızda kalacak künefenin hası burada yapılıyor. En ünlüsü Tarihi Çınaraltı Yusuf Usta Künefecisi. Yusuf Usta künefeyi közde pişiriyor, ters çevireceği zaman seyirciler başına toplanıyor, omlet gibi künefeyi ters çeviriyor ve pişirmeye devam ediyor.

Künefeci Yusuf Usta

Yusuf Ustanın yeri 120 yıllık çınarın altında

Haytalı: Antakya’ya özgü, süper ferah bir tatlı. Haytalı, asla Bici Bici demek değilmiş! Ben daha bici biciyi bilmiyordum, Adana’ya ait bir tatlı olduğunu öğrendim. Peki ya Haytalı ne demekmiş? Muhallebinin üstüne gül suyu döküp üstüne dondurma koymuşlar gibi kabaca tarif edip Antakyalıları kızdırmayayım, siz en iyisi aşağıdaki resimden okuyun.

Haytalı nedir? Ne değildir?

Haytalıyı Affan Kahvesi’nde yiyoruz. Kurtuluş Caddesi’nde İnci Kıraathanesi yazıyor, orası aslında Affan Kahvesi. Arka bahçesinde yeşillikler içinde serin serin yiyebilirsiniz. Türk kahvesinin çay bardağında servis edilmesi ise yine Antakya’ya özgü.

Affan Kahvesi

Haytalı ve Türk kahvesi

Antakya’dan neler alınır?

Salça: Antakya mutfağının vazgeçilmesi. Annem hem biber hem de domates salçası aldı.

Nar ekşisi: Ev yapımı olanını nasıl anlayacağız bilmiyorum ama tadarak almamız öğütlendi.

Defne sabunu: Mis kokuyor mis…

Sürk ve peynir çeşitleri. Sürk, çökeleğe biber salçası ve baharat ilavesi ile elde edilen bir meze. Kahvaltıda iyi gider diye düşünüyorum.

Sürk, biberli çökelek

Zahter: İster mezesini yapın, ister kekik niyetine kullanın.

Antakyalıları çok sevdik biz. Her gittiğimiz yerde o kadar iyi karşılandık ki! Bir yer soruyoruz, götürmeyi teklif ediyorlar, önerilerde bulunuyorlar… İyi insanlar beni hep duygulandırmıştır, sağolsunlar, varolsunlar…

Antakya’yı gezmek, geniş ailem ile biraraya gelmek, eğlenceli bir düğüne katılmak ve müthiş yemekler yemek geçtiğimiz haftasonunun bende bıraktığı izler…

Antakya Hatırası

Oya ve Ali hep mutlu olsunlar!

Bu arada gurme turlarımızın devam edeceğinin müjdesini vermek isterim (sanki çok zayıfmışız gibi)! Ekim sonu için Adana’ya uygun fiyatlı bilet bulup aldık. Haytalı asla bici bici değilmiş de, bici bici ne demekmiş görelim bakalım… Adana için de önerilerinizi beklerim…

 

İlgili Yazılar
Yorum ( 15 )
  1. Adsız dedi ki...
    17 Ekim 2014 at 21:00
    Cevapla

    belediye parkını nasıl buldunuz? anlaşılan bulamadınız.

  2. Melike Kutlay Cengiz dedi ki...
    18 Ekim 2014 at 21:00
    Cevapla

    Bulmak zorunda miydik ki?

  3. Mujdat Toprakli dedi ki...
    6 Aralık 2014 at 22:00
    Cevapla

    Melike Hanim, blogunuzu haftaya esimle yapacagimiz Dubai turu ile alakali arastirma yaparken buldum ve inceleme firsatini yakaladim. Oncelikle verdiginiz degerli bilgiler icin esim ve kendi adima tesekkur ederim. Blogunuzu karistirirkende Antakyayida gezdiginizi fark ettim:) Antakyada dogup buyuyen ve 6 yildir yurt disinda yasayan biri olarak Antakya hakkindaki bilgileri sanki hic gitmemis biri gibi zevk alarak okudum 🙂 Verdiginiz degerli bilgiler icin tesekkur eder, bir daha gidip Iskenderun’u Samandagi ni, Arsuz ‘uda gormenizi nacizane tavsiye ederim. Saygilar\r\n

  4. Melike Kutlay Cengiz dedi ki...
    6 Aralık 2014 at 22:00
    Cevapla

    Merhaba Müjdat Bey, içten yorumunuz beni ne kadar mutlu etti anlatamam. Yararlanıp teşekkür eden duyarlı okuyucularım sayesinde hevesle yazmaya devam ediyorum. \r\nBir Antakyalı’ya bu yazıyı beğendirebilmiş olmak da beni ayrıca sevindirdi. Antakya’nın çevresini görmeyi çok istiyorum, umarım tekrar yolum düşer. \r\nSizin Dubai gezinizin de çok iyi geçmesini umuyorum, sevgiler…

  5. Adsız dedi ki...
    9 Mart 2015 at 22:00
    Cevapla

    Merhaba Melike Hanım.Sizin blogunuzu çok beğeniyorum. Daha önce Barselona gezinizle ilgili yazınızı okumuştum, çok faydalandım. Şimdi de Antakya gezisi yapmayı düşünüyorum, hemen sizin blogunuzu okudum. Emeğiniz için çok teşekkürler, sevgiler…ZEHRA CEHİZ

  6. Melike Kutlay Cengiz dedi ki...
    15 Mart 2015 at 22:00
    Cevapla

    Zehra Hanım ben de bu guzel yorumunuz icin tesekkur ediyorum. Beni motive ettiniz. Antakya’da keyifli bir gezi geçirmenizi diliyorum, şimdiden afiyet olsun 🙂

  7. Dmitri
    25 Haziran 2015 at 21:00
    Cevapla

    Melike hanim, gercekten cok yararli bilgi verdiniz! cok tesekkur ediyorum! size iyi yolculuklar!) Dmitri.

  8. Hande
    30 Temmuz 2015 at 21:00
    Cevapla

    Merhaba,blogunuzu severek okuyorum,çok yararli bilgiler ile dolu..cok tesekkurler..Bodrum ‘a ne zaman gitsek acaba?siz gittiniz mi?burada okuyup bir rota cizmeyi cok isterdim.bir de bozcaada’yi ben çok sevdim .ancak çok kisa kalabildik koşu zamanina denk geldiğinden.uzun bir yazi olursa çok sevinirim. .sevgiler,hande

  9. melike kutlay cengiz
    1 Ağustos 2015 at 21:00
    Cevapla

    Merhaba Hande, Bodrum’a gittim ama yazacak kadar hakim değilim açıkçası. Bodrum bize çok yakın, ama bir okadar da az gittiğimiz bir yer nedense. Kalabalık istersen temmuz ağustos, sakinlik istersen haziran veya eylülü öneririrm. Sevgiler.

  10. merve
    17 Aralık 2015 at 22:00
    Cevapla

    merhaba Melike Hanım, blogunuzu zevkle takip ediyorum, ocak ayında hatay ı görmek için bir ya da iki günlük bir gezi düşünüyoruz. size sorum , kaç gün ayırmamız yeterli olur ?

  11. melike Kutlay Cengiz
    19 Aralık 2015 at 22:00
    Cevapla

    Merhaba Merve Hanım, 2 gün ayırırsanız Vakıflı köyüne ve Titus Tüneline de gidebilir, daha çok yemek yemiş olursunuz 🙂 1 gün ayırırsanız merkezi gezmeniz için yeterli olur. Tercih sizin 🙂

  12. Misafir
    22 Şubat 2016 at 22:00
    Cevapla

    Merhaba, melike hanim blogunuzu takip ediyorum gercekten cok faydali antakya da olmama rağmen bu kadar gezmemistim sayenizde ben de ayrintilariyle antakya yi daha yakindan tanidim size iyi yolculuklar:)

  13. Misafir
    22 Şubat 2016 at 22:00
    Cevapla

    Merhaba, melike hanim blogunuzu takip ediyorum gercekten cok faydali antakya da olmama rağmen bu kadar gezmemistim sayenizde ben de ayrintilariyle antakya yi daha yakindan tanidim size iyi yolculuklar:)

  14. ali g.
    12 Nisan 2016 at 21:00
    Cevapla

    Antakya’yı çok güzel anlatmışsınız. Bir antakya’li olarak çok beğendim.

  15. özlem
    26 Ağustos 2016 at 21:00
    Cevapla

    Merhaba melike hanim biz hatay-samandağ yeni yerleştik eşimin tayini buraya çıktı sizin yazınızı tesadüf okudum ve çok beğendim bende BURAYLa ilgili arastirma yapıyordum nerelere gidilir nerelerde ne yenir gerçekten çok güzel anlatmissiniz tesekkur ederim ışık oldunuz bize 🙂

Yazımı nasıl buldunuz? Yorumları alayım :)