Roma Gezi Notları

Balayı gemimizin en heyecan verici durağı Roma'ydı bana göre. En merak ettiğim şehirlerden biriydi, görülmesi gereken çok yer fakat az zaman vardı. Burada Roma'da yaşayan arkadaşımız İnci devreye girdi ve bize çok mantıklı bir rota hazırladı. Geziye gitmeden önce bizim için hazırladığı program ve Roma haritası elimizdeydi. Ben de onun hazırladığı plandan yola çıkarak yazıyorum.

Roma haritamız

Gemi Civitavecchia (Çivitavekkiya gibi okunuyormuş) adlı limana yanaştı. Bizi otobüsle Vatikan'a bıraktılar, biz de San Pietro Katedrali etrafında biraz dolanıp fotoğraf çekildik. İçine girmeyi düşünmedik çünkü az vaktimiz vardı ve buraya girersek en az 2 saatimizi harcamamız gerekiyordu. Onun yerine önce şehri görmeyi tercih ettik. Ve başladık yürümeye.

Vatikan

Vatikan'dan yürüyerek Castel Sant' Angelo adlı kaleye geldik nehir kenarında. Roma'nın içinden geçen Tiber Nehri (Tevere) de şehre romantik bir hava katıyor. Kalenin önündeki köprüden geçiyoruz (Ponte Sant' Angelo).

Ponte Sant' Angelo'dan geçip Roma merkeze yürüyoruz

Corso Vittorio Emmanuele II adlı ana caddeye giriyoruz. Bu cadde üzerinde görülmesi gereken 3 ana meydan var. Vatikan'dan gelirken bunlar sırayla:

Campo de Fiori: "Çiçek meydanı" anlamına gelen bu meydanda öğlene kadar pazar kuruluyormuş. Biz de sabahtan gitmiştik zaten, çok canlı değildi. Asıl akşamüstü 5ten sonra burada olmak gerekirmiş, tam bir aperitivo mekanına dönüşüyormuş. "Aperitivo" İtalyanlarda happy hour gibi, yani akşam üstü buluşup bir şeyler yiyip içme anlamına geliyor. Bizim saatimize uymadığı için sabah kahvemizi içip diğer meydana yöneldik…

Campo di Fiori'de sabah pazarı

Piazza Navona: Heykelleri, çeşmeleri ve mimarisiyle gerçekten harika bir meydan. Roma'da büyük eserler bırakmış Bernini'nin ünlü eseri "Dört Irmak Çeşmesi" de bu meydanda yer alıyormuş, 4 heykel dünyadaki 4 nehri temsil ediyormuş. Sanatsal güzelliğinin yanı sıra bu meydan Roma'nın en eğlenceli yerlerindenmiş, sanatçılar buradaki lüks kafede takılırlarmış. Sokak sanatçılarının gösterileri olurmuş. "Keşke Roma'da 1 gece kalsaymışız" diyerek buradan da ayrılıyoruz.

Piazza Navona

Pantheon:  Çook eski bir yapı, ilk tapınak olarak yapılmış, şimdi kilise olarak kullanılıyor. Tavandaki yuvarlak şeklindeki açıklıktan alıyormuş bütün ışığı. Adamlar eski binalarına nasıl da sahip çıkmış, onlara nasıl iyi bakmışlar şaşıp kalarak buradan da ayrıldık.

Pantheon

Roma sokaklarında yürürken göz zevkinizi bozacak binalara rastlamanız çok zor. Bütün binalar tarihi, hepsi estetik.

Corso Vittorio Emmanuale II den dümdüz devam ederek Piazza Venezia ya (Venedik Meydanı) çıktık. Burası şehrin merkezi sayılırmış. Çok büyük olan bu meydana, Venedik'teki dükler sarayına benzer ikiz binalardan dolayı Venedik meydanı denmiş.

Piazza Venezia – Venedik Meydanı

Venedik meydanından Colosseum görünüyor zaten. Via Fori Imperiali adlı yol üzerinden Colosseuma ulaşılıyor. Şehrin içinde bir antik kent geziyor havasında ilerliyorsunuz. Colosseum Roma'nın simgesi, gladyatörlerin savaştığı arena. Giriş 12 euro olması lazım.

Olgun ve gladyatör gücü

Colosseum dan sonra Piazza Venezia ya geri geliyoruz ve istikamet bir başka ana cadde olan Via del Corso. Burası İstiklal Caddesinin Roma versiyonu sayılabilirmiş.Alışveriş yaparak, dondurma yenerek yürünmeli!

Via del Corso üzerinde biraz ilerleyip sağa dündüğünüzde (Via Muratte veya Via dei Sabini sokaklarından) karşınızda Aşıklar Çeşmesi yani Fontana di Trevi! Para atıp fotoğraf çekilebileceğiniz romantik mekan. O kadar kalabalık ki çekildiğiniz fotoğrafta sadece siz ve çeşmelerin olması çok zor. Kadraja illa ki bir kaç insan kafası girecek!

Fontana di Trevi – Aşıklar Çeşmesi

Tekrar Via del Corso ya geri dönüp 5-10 dakika daha ilerleyip sağa döneceğiz. Bu seferki sokağımızın adı Via dei Condotti. Burası Bulgari, Gucci gibi önemli markaların mağazalarının olduğu bir sokak.Sokağın sonunda da İspanyol Merdivenleri sizi bekler! İnanılmaz kalabalık bir yer yine, bir çok turist grubunun buluşma noktasıydı herhalde. Merdivenlerde biraz oturup dinlenmek iyi geliyor.

İspanyol Merdivenlerine giderken

Ana cadde Via del Corso ya geri dönüp biraz daha ilerleyince de Piazza del Popolo'ya yani "Halkın Meydanı" na varılıyor. Burası da Romalıların protesto, kutlama veya  meeting meydanı gibiymiş, bizim Taksim meydanına benzetilebilir. Tabii ki peyzajı ve heykelleriyle kat be kat üstünü! Burası da bizim gemi grubuyla buluşma noktamızdı.

Roma'da panoromik bir tur atmış olduk, özellikle kısa zamanı olanlar için yararlı bir yazı olabileceğini düşünüyorum.

Yemek kısmına gelince, arkadaşımız İnci bize 2 restoran önerdi, hatta birine beraber gittik.

1. Pizzeria Monte Carlo, Vicolo Savelli n.13, Corso Vittoria Emanuelle II üzerinde küçük bir sokaktaymış. Burada pizza yememizi söylemişti ev şarabı eşliğinde.

2. si de birlikte gittiğimiz Osteria della Vite. Burası da İspanyol Merdivenlerine yakın. Biz burada yedik. Ben öneri üzerine seafood lu risotto yedim, yani deniz ürünlü pilav. Gayet lezzetliydi 🙂

İtalyanlar ana yemeği servis etmeden önce sofraya balzamik sirke, zeytin yağı ve bir çeşit ekmek getiriyorlar. Racon şuymuş, sirke ve zeytinyağını karıştırıp ekmek banıyormuşuz. Biz de denedik.

Balzamik sirke ve zeytinyağı

Tadı damağımızda kalan bir Roma gezisinin sonuna geldik, daha sonraki yazılarımda görüşmek üzere!

Yorumlar (4)

  • Budapeste ve bARcelona noTlarinizi okuduktan ve rotalarinizdan yararlandiktan sonra Roma icin de direkt sizin blogunuza geldim :) \r\ntesekkurler roma notlariniz icin

  • Cok tatlı bir cıftsınız. yazınızı cok begendım.. baska yerlerı de beklıyoruz

  • Yazı için teşekkürler. Her yazınızda olduğu gibi gidecek olanlra güzel referanslar veriyorsunuz.\r\n2014 yazında eşimle birlikte gitmiştim. Yukardaki fotoğrafları görünce özlediğimiz fark ettm. Çünkü Roma gerçekten güzel bir şehir. Açık hava müzesi denilebilecek tarzda. 2 gece kaldık, şehri n tamamını gezemediğimizi itiraf etmek isterim. Yine de unutulmaz vakitler sunuyor.\r\nAyağınıza sağlık sizin de.