Dalmaçya Kıyıları, Split, Zadar ve Adalar

Dalmaçya Kıyıları, Split, Zadar ve Adalar

Anılarım taze iken yazmak için acele etsem de kısa ve yoğun geçen yaz gecelerinde yazmaya zaman ayırmak gerçekten zor. Tabiri caizse yaz, "yaz"dırmıyor. Bulduğum her aralıkta 1-2 satır karalayarak oluşturduğum bu yazı bakalım nasıl olacak…

Dalmaçya'nın sadece bir köpek cinsi değil, kıyı tipi olduğunu yazmıştım Hırvatistan ile ilgili genel bilgileri paylaştığım ilk yazımda. Gezi planımızdan ilham almak için ilk yazıyı  okumayı unutmayın!

"Bu insanlar ne yapıyor olabilir?" diye sormuştum önceki yazıda, cevabı aşağılarda bulacaksınız!

Hırvatistan'ın Dalmaçya Bölgesi'ni Türkiye'nin Ege Bölgesi'ne benzettim ben. Turizmin merkezi olan Adriyatik kıyılarında sahil şeridine dizilmiş şehirler, köyler, muhteşem koylar, berrak deniz, yazın canlı, kışın daha ıssız yerleşim bölgeleri var. Hem Adriyatik de Ege gibi bir sürü adaya sahip.

Dalmaçya Kıyılarında uğradıklarımız: Split, Trogir, Primosten ve Zadar

Split 

Ege'nin incisi İzmir ise Dalmaçya'nın incisi Split'dir! Hırvatistan'ın en büyük 2. kenti burası, her giden de İzmir'e benzetmiş… Tabii daha küçüğü, tarihi dokusu korunmuş ve düzenli olanı.

Split'e neden gidilir? Adalara geçiş için uğruyor buraya bir çok turist. Büyük bir limana sahip, kruvaziyer turizm için önemli bir nokta. Split, yazın hareketli, eğlenceli bir merkez. Hem tarihi eski şehir konseptini, hem de büyük şehir havasını yaşayabilirsiniz…

Split'ten kalkar gemiler…

Split'te tren garı, feribot ve otobüs durakları birbirine yakın mesafede, deniz kıyısında. Biz şehre uçakla geldik. Havaalanı ise merkeze yarım saat uzaklıkta, Trogir şehrine de yakın. Şehirden ayrılışımız ise otobüsle oldu. Otobüs tarifesi için bu adrese tık tık…

Havaalanından merkeze otobüsler kalkıyormuş ama biz gece geç varacağımız için kalacağımız pansiyon sahibinden transfer ayarladık. Taksiler 40 Euro tutuyormuş, bizim transfer ise 20 euroya maloldu.

Split'e varışımız bir talihsizlikle gerçekleşti, bavulumuz aktarmalar esnasında kaybolmuş… O yüzden Split gezimiz sırasında sefilleri oynadık. Yol kıyafetleri terle karışınca… Neyse fazla anlatmayayım.

Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Hırvatistan'da otelde kalmaktan ziyade oda kiralamak çok yaygın. Bence böyle odalarda kalınca Hırvatistan'da tatil yaptığınızı daha iyi anlıyorsunuz ve böylesi çok daha ekonomik. Otellere göre dezavantajı ise odanızın "kime sorsan gösterir" gibi bir konumu olmuyor, elinizde harita, odanızı aramak durumunda kalabiliyorsunuz. Bir de kredi kartı geçmiyor bir çok tesiste…

Bizim odamız Room Leon idi, booking.com dan ayarladık. Şehre inip kapı kapı gezip daha uygun fiyatlı bir oda bulma riskini göze alsaydık 1 geceliğine 50 Euro vermemiş olabilirdik 🙂 Garanticiler için Dalmaçya kıyılarında da booking.com'u öneriyorum.

Odamız gayet iyi dekore edilmiş, konumu merkezde, dar sokaklar içinde ve şirin bir muhitte idi. Feribotlara yürümesi biraz uzun olsa da ben odayı sevdim. İçinde banyosu, mutfağı, mutfağında ise atıştırmalık yiyecekler ve küçük bir şişe şarap bile vardı. Sahibi biz bavulu kaybettik diye üzülüp ertesi gün bizi sahile arabasıyla bıraktı. Memnun ayrıldık.

Split'te neler yapılır?

1 – Dar sokaklarında gezilir, alışveriş caddeleri bulunur. En önemli caddelerden biri Marmontova Caddesi.

Marmontava Caddesi

Burada ilginç bir çeşme bizi bekliyordu… Türk olduğumuz için fotoğrafını çekmeden geçemedik 🙂 Normalde başparmaktan su akıyormuş aşağıdaki cezve gibi kabın içine. İnsanların üstüne çok su sıçrattığı için kapatmışlar suyu. Terbiyesizliklerini anlayıp çeşmeyi de sökerler belki ileride 😛

İtalyanlar'ın "Aşk Çeşmesi" varsa Hırvatlar'ın "N.h Çeşmesi" var

2 – Balık ve semt pazarlarında ne var ne yok bakılır. Balık pazarı da Marmontova üzerinde.

Balık pazarında ne var ne yok… Müren var!

Sokak pazarları Hırvatistan'da çok yaygın

3 – Kordon'da yürünür, akşamüstü içkisi içilir… Kordon dediğime bakmayın, Riva deniyor sahil şeridine…

Onlara göre"Riva", bana göre "Kordon"

Split sokaklarında şirinlikler…

4- Diocletian's Palace gezilir. Taa Romalılar zamanından kalmış bir saray burası, eski Roma imparatoru Dioclatian'ın inzivaya çekilip emeklilik hayatı yaşadığı yermiş. İlk çağdan kalma bu sarayı normal bir saray sanmayın, neredeyse bir mahalle büyüklüğünde ara sokaklardan oluşan bir yapıda sarayımız. Gezintiniz taş binalar arasında alışveriş yapma, bir şeyler yiyip içme, Dalmaçya müzikleri dinleme şeklinde geçiyor.

Dioclatian'ın sarayının içinde kiralık odalar da var, bir çok turist burada kalmayı tercih ediyor. Fiyatları dışarıya göre pahalı tabii ki…

Diocletian's Sarayına giriyoruz.

Antik Roma'dan kalma Diocletian's Palace

Taş bina içindeki akustikten istifade eden Dalmaçyalı solistler…

Dioclatian's Palace

5- Grugur Ninski heykeli bulunur, altın rengindeki ayak parmağına dokunup dilek dilenir. Bu sene heykel tadilattaymış ama ayak parmaklarını açıkta bırakmışlar. Biz de dokunmadan geçmedik…

Ayak parmağına dokunuyorum. Dileğim ise "tipim çok perişan, lütfen bavulumuz bulunsun"

Grugur Ninski (Gregory of Nin), Hristiyanlığı her milletin kendi dilinde yorumlaması gerektiğini savunmuş ve dini belgeleri Hırvatça'ya çevirip Hristiyanlığın Hırvatlar tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlamış.

6 – Live Museum'da Roma sarayından bir kesit izlenip Kral Dioclation ile fotograf çekilinir.

Roma İmparatoru Dioclatian'ın saray hayatından bir kesit izliyoruz

Müze ekibi ile fotoğraf çekildik, sonunda yüzümüz güldü!

Yaşayan Müze'ye giriş 30 Kuna, yani 4 euro. Döneme ait kıyafetler giyip fotoğraf da çekilebiliyorsunuz.

7- Denize de girilir… Etrafında çeşitli plajları var Split'in. Biz limandan 10 dakikada yürünebilen Bacvice plajına gittik. Uzaktakiler daha güzelmiş diye duyduk ama merkeze yakın olmak için burayı tercih ettik. Plajda kafeler ve atıştırmalık bir şeyler alabileceğiniz büfeler var.

Bacvice Plajı

8 – Yeşillikler içinde yürümek veya bisiklete binmek, manzara izlemek istenirse Marjan tepesine çıkılır. Bizim zamanımız yoktu…

Split'te yapılacakları ben 8 maddede özetledim ama liste uzatılabilir. Biz hemen hemen yarım gün harcadık ve otobüsle Dubrovnik'e geçtik.

Split'te yemek yiyecek zamanımız olmadı. Odada kahvaltı edip sahilde Surf'n Fries büfesinden patates yedik. Ozujsko markalı biranın limonlusunu da tattık… Biraz şekerli olduğu için fazla sevmedim.

Split'ten adalara geçmek isterseniz: Jadrolinija buradaki feribot şirketinin adı. Sitesine tık tık. Split'ten bir çok adaya geçilebiliyor ama benim en çok ilgimi çeken Hvar ve Brac adaları oldu.

Hvar adası Hırvatistan'ın en güneşli adasıymış ve Avrupa'da çok popüler. St Tropez veya Mykonos'a benzetenler olmuş, o denli canlı ve kalabalıkmış. Bizim de planımız dahilindeydi Hvar, en az 1 gece kalacaktık ilk başta. Yüzlerce kez plan değiştirmenin sonunda buraya günübirlik zaman ayırmaya karar verdik, en sonunda da bavulumuz kaybolduğu için Split'te kalıp Hvar'ı plandan çıkardık. İleride Hırvatistan'nın adaları odaklı tekneli bir tatil yaparsak Hvar ile yolumuz kesişir diye umut ediyorum.

Hvar Adası görseli Google'dan – mecburen…

Hvar'a gidebilseydik, Hvar şehrinin çarşısında gezip gün batımında kaleye çıkacak, manzara izleyecektik. Koylarında denize girecektik, tekne taksi ile Pekleni adalarına gidip yüzecektik… Paradise Garden adlı restoranda Gregeda tabağı yiyecektik. Anlayacağınız ben dersimi çalışmıştım ama Hvar kısmet değilmiş…

Split civarında fazladan zamanımız olsaydı da Brac Adası'na gidip Zlatni Rat plajını görecektik. Burası Hırvatistan'ın turizm sembolü denilebilir. Golden Cape veya Golden Horn olarak da geçiyor plajın ismi. Split veya Hvar'dan günübirlik gidilip görülebilirdi…

Zlatni Rat – Golden Cape plajı görseli de Google'dan

Split'ten kuzeye doğru çıkarsak yine güzel yerler bizi bekler… Bizim planımız Split'ten Dubrovnik, sonra Mostar, oradan yine Split'in kuzeyine hareket etme şeklinde karmaşıktı ama siz direk Split'ten kuzeye devam ederseniz daha mantıklı olur.

Trogir:

Unesco Dünya mirası korumasında olan "eski şehre" sahip, Split'e 40 dakika uzaklıkta, Adriyatik kıyısında bir tatil kasabası. Biz geçerken uğradık, tarihi meydanda kahve içtik. Bir çok antik kalıntı varmış incelenecek ama biz biraz etrafa bakıp ayrıldık. Denize de giriliyor Trogir'den.

Merhaba Trogir!

Eski şehri Unesco koruyor!

Şehir meydanında kafeler var

Bu da Trogir'in kordonu…

Split'e yolunuz düşerse Trogir'e de uğrayın derim.

Trogir'den çıkıp yarım saat daha direksiyon sallarsanız da geleceğiniz yer Primosten. Yolda giderken göreceğiniz güzel yerler de yanınıza kar kalır…

Primosten

Primosten

Primosten tam bir tatil beldesi. Biraz yazlıkçı işi gibi geldi bana, Davutlar'ı anımsadım. Denize girmek isteyenler burada oyalanabilir.

Sibenik (Şibenik diye okunuyormuş) var bir de Dalmaçya'nın önemli şehirlerinden . Vakit varsa uğranabilir. Bizim Zadar'a güneş batımına yetişmemiz gerekiyordu, pas geçtik. Umarım çok şey kaçırmamışızdır…

Zadar:

Zadar Split'ten de Plitvice Gölleri Milli Parkı'ndan da 2 saat uzaklıkta bulunan Dalmaçya'nın kuzey bölgesinin büyük şehirlerinden biri. Hırvatistan seyahati planlamadan önce hiç duymadığım bir şehirdi, düşük beklenti ile gidip çok beğendiğim bir yer oldu. Gönlümdeki yeri Dubrovnik ile yarışır.

Zadar büyük bir yer ama asıl önemli olan old town bölümü o kadar da büyük değil. Biz şehre gelir gelmez arabayı park edip (tabii ki otoparklar paralı ve ödeme şekilleri de saçma sapan) kendimizi eski şehrin sokaklarına ve ardından deniz kenarına attık. Güneşin batışını izlemeye gelmiş yüzlerce insanın arasına katıldık.

Primosten

Zadar eski şehir

Zadar

Sahil tam bir festival havasındaydı…

Güneşi uğurlamaya gelenler…

Alfred Hitchcock'a göre dünyanın en güzel gün batımı Zadar'daymış. "Key west'ten bile güzel" gibi bir kıyaslama yapmış. Key West'i henüz görmedim ama bana göre Zadar'ın gün batımı olsa olsa dünyanın 2. güzeli olabilir. Alfred Kuşadası'nı da görseymiş keşke…

Zadar gün batımında biz

Tanımadığımız çiftlerin romantik fotoğraflarını çekmek gibi bir hobimiz var artık…

Zadar sahilinde güneş batarken görmeniz gereken 2 atraksiyon var. Hani yazının başında "bu insanlar ne yapıyor?" diye merak etmiştik ya… İşte şimdi anlatıyorum.

Adamlar denizin kenarına betondan basamaklar yapmışlar ve basamakların altına farklı uzunluklarda ve farklı tonlanmış borular yerleştirmişler. Dalgalar borulara vurdukça borulardan ses geliyor. Dalganın kıyıya vuruşuna göre farklı ezgiler oluşuyor ve burada müziği resmen dalgalar yapıyor! Sea Organ (Deniz orgu) denilen bu oluşum gerçekten gördüğüm en ilginç şeylerden biriydi. Yerin altından müzik sesleri yükseliyor, yerdeki deliklere kulak verip oluşan müziği daha yakından dinlemek de bize düşüyor…

Sağ altta basamaklardaki delikler görünüyor. Sağ üstte ise kulağımızı dayadığımız deliklerden sesler yükseliyor.

"Orchestra of  Nature" da deniliyor Sea Organ'a. Fotoğrafta herkes onu dinliyor.

Bu proje mimarına Avrupa çapında bir ödül bile kazandırmış… Müthiş bir fikir olduğu tescillenmiş yani.

"Sahil şeridine tek bir atraksiyon yeter" dememişler, Sea Organ'ın biraz ilerisine güneşi bütün gün emen güneş panelleri yapmışlar. Güneş panelleri güneş battıktan sonra emdikleri ışığı yansıtıp renkli görüntüler oluşturuyor. Bu aktivitenin adı da "Greetings to the Sun"

"Greetings to the Sun" isimli güneş panelleri gündüz güneşi emip gece rengarenk ışıklar saçıyor 

Zadar'ın eski şehrinde Romalılar'dan kalma yapılar arasında geziyorsunuz. Çocuklar forumun içinde saklambaç oynuyor, bir rock grubu ise Saint Donat kilisesinin önünde konser veriyor… Her sokakta bir eğlence var, o yüzden kimse restorana oturup yemek yemekle vakit kaybetmek istemiyor. Millet almış eline pizzasını, mısırını, hem yiyor, hem sokakların tadını çıkarıyor…

Zadar geceleri

Biz yine de bir restorana oturduk, internete girip kalacağımız yerin adresine bakmamız gerekiyordu. Tribunal adlı restoranda yemek yedik.Güzeldi, memnun kaldık ama illa da arayıp bulun orada yiyin demem. Biz iki çorba ve 1 ana yemek ile çok yeterli doyduk. Hesap 24 euro idi. (Kuna veya euro olarak ödenebiliyor)

Kalacağımız yer ise şehrin deniz kenarı olan Diklo bölgesinde idi. Arabanız yoksa bu bölgeyi hiç tavsiye etmem. Apartment Silvija'yı da booking.com dan ayırtmıştım. Yazlık siteler gibi bir bölgedeydi ve bulması biraz zordu, etrafı ıssızdı. Olgun "korku evi" koydu buranın adını. Oda fiyatı ise 60 euro idi. Booking üzerinden bulabildiğim en ucuz alternatif olduğunu da belirtmek isterim.

Odamızın sahibi bayan evinin bir bölümünü odalara çevirmiş. Biz sadece1 gece uyumak üzere uğradık ama oda uzun süre kalacak olan tatilcilere göre tasarlanmış aslında. Banyosu, mutfağı, hatta balkonu bile vardı. Ev gibi bir ortam yapıp içine her şeyi koymuşlar ama sabun koymamışlar… Neyse istedik biz artık…

Korku evinden ayrılıp denize gireriz sabah diye düşünmüştük ama biz yüzme hayalleri kurarken evren bize gök gürültülü sağanak yağış yolladı. Kaderimize razı olup 1 saat fazla uyumuş olduk…

Zadar da bir çok adaya geçiş noktasında. Adaların denizi anakaradan çok daha güzelmiş…

Hırvatistan'ın bu kıyı şeridini isterseniz araba kiralayıp, isterseniz otobüs ile bazı noktalarda konaklayarak gezebilirsiniz. Karavan, motorsiklet ve bisiklet alternatiflerinizin olduğunu da unutmayın. Hatta yelkenli veya motor yat kiralamak da süper olabilirdi.

Biz sıradan olup araba kiralamıştık. Kiralama konusundaki tecrübemi ilk yazımda paylaşmıştım. Yolları bulmak için kullandığımız telefon aplikasyonunu bu yazıda da hatırlatmak isterim: Croatia Travel Guide by Triposo.

Dalmaçya kıyıları

Dalmaçya bölgesi yaz tatilleri için çok ideal. Hem denizi güzel, hem doğası yeşil… Adalar ile kombine bir Dalmaçya seyahatini yapılacaklar listenize eklemeyi unutmayın!

Bir sonraki yazıda Türkler'in eski gözdesi Dubrovnik'deyiz!

İlgili Yazılar
Yorum ( 4 )
  1. ALI
    15 Ağustos 2015 at 21:00
    Cevapla

    COK GUZEL OLMUS ELLERINE SAGLIK ARKADASIM\r\n\r\nBEN BU SABAH BELCIKADAN MILANO VENEDIK TRIESTI VE ZADAR SONRA DUBROVNIKE KADAR GITCEMM INSALLAH\r\n\r\n

  2. Evren
    31 Ağustos 2015 at 21:00
    Cevapla

    BİLGİLER İÇİN TEŞEKKÜRLER. NORMALDE SPLİT’TEN DİREKT ZADAR’A GEÇMEYİ PLANLAMIŞTIK, ŞİMDİ ROTAYA TROGİR, PRİMOSTEN VE SİBENİK’İ DE EKLEDİM SAYENİZDE. BOŞ GİTMEKTEN İYİDİR SANIRIM. 🙂

  3. melike kutlay cengiz
    3 Eylül 2015 at 21:00
    Cevapla

    Kesinlikle doğru karar, pişman olmazsınız. Ama Zadar’da gün batımına yetişin mutlaka!

  4. murat ildem
    9 Eylül 2015 at 21:00
    Cevapla

    uzun yillar once yugoslavya diye bir ulke varken, ve turkler italya’ya vizesiz seyahat edebilirlerken (dinozorlarin yok olmasindan hemen sonra :)), fotograflarimizi 35mm roll film kameralarla cekip dia pozitiflere maasimizi gomerken, dalmacya kiyilarini takiben arabayla turkiye’den italya’ya gitmistik. anilarimizi tazelememize yardimci oldugunuz icin tesekkur ederiz.

Yazımı nasıl buldunuz? Yorumları alayım :)